(6762 S. K. m. 47/2, 52, 54) (1086 S. K. m. 275)
Taraflar arasında görülen davada Kütahya Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.09.2003 tarih ve 2002/721 - 2003/921 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "Erdoğmuşlar'' ticaret unvanını 15.1.1976 tarihinde sicil ettirdiğini, davalıların tescilinin ise daha sonra gerçekleştiğini, "Erdoğmuşlar", kelimesinin unvanın özünü ve çekirdeğini oluşturduğunu, davalıların haksız tescil ile müvekkilinin ticari çabasıyla elde ettiği, haklı şöhretten yararlandığını, ayrıca, "E. Makine San
.. '' şeklindeki markasına da tecavüz teşkil ettiğini, ileri sürerek davalıların ticaret unvanları içinde yer alan "Erdoğmuşlar" sözcüğünün çıkartılarak unvan ve işletme adına olan tecavüzün men'ine, davalıların unvanlarındaki "Erdoğmuşlar" ve "Özerdoğmuşlar" sözcüklerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, derdestlik itirazı nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karar, davacı tarafın temyizi üzerine, Dairemizin 3.12.2001 gün ve 200116802-9514 sayılı kararı ile bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak ve bilirkişi raporu alınarak: tarafların faaliyet alanlarının birbirinden farklı olduğu, davacının markasını kullandığı mal sınıfı ile davalıların faaliyet alanlarının farklı bulunduğu, esasen markanın tescil tarihinden önce "Erdoğmuşlar" ibaresini ticaret unvanı olarak kullanan ve bu konuda hak elde etmiş kişilere karşı markanın tescilinden sonra marka hakkına dayanılarak hak iddia edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, unvana ve markaya tecavüzün meni ve davalıların unvanlarında yer alan "Erdoğmuşlar" ve "Özerdoğmuşlar" ibarelerinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, tarafların iştigal konularının farklı olduğu ve esasen markanın tescil tarihinden önce ticaret unvanı olarak kullanan kişilere karşı, marka hakkına dayanılarak hak iddia etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda hüküm kurulmuştur.
TTK.nun 52 nci maddesi uyarınca, usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanmak hakkı münhasıran sahibine aittir. Tarafların aynı ticaret siciline kayıtlı oldukları çekişmesizdir. Kaldı ki, TTK.nun 47/2 nci madde ve fıkrasında, Türkiye'nin herhangi bir yerinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli ilavelerin yapılmasının zorunlu olduğu hükme bağlanmış olup, burada unvanın korunması yurt geneline yayılmıştır. Aynı yasanın 54 ncü maddesi ise, ticaret unvanı kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan kimsenin, bunun men'ini, tescilli unvanın değiştirilmesi veya silinmesini, varsa zararının tazminini ve hükmün gazetede yayınlanmasını isteyebileceğini öngörmektedir. Açıklanan hükümlerden anlaşılacağı üzere, ticaret unvanının korunmasında, tescilli unvanın varlığı ve önceliği asıl ve yeterli olup, ayrıca işletmelerin faaliyet sahalarının aynı olması zorunluluğu aranmamaktadır.
Dava konusu olayda, davacı vekili, dava dilekçesinde ve bilirkişi raporuna itirazında, müvekkilinin "Erdoğmuşlar" ticaret unvanını 15.1.1976 tarihinde Kütahya Sicil Memurluğu'na tescil ettirdiğini ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 9.2.1976 gün ve 315 sayılı nüshasında yayınlandığını ileri sürmüştür. Mahkemece alınan 17.7.2003 tarihli bilirkişi raporunda ise, davacı şirketin markası ile davalıların unvanlarının değerlendirilmesi yapılmış, davacı şirketin unvanı değerlendirilmemiştir. Dosya içerisinde bulunan davacı şirkete ait ana sözleşmenin 1 nci maddesinde de E. Mak. San. ve Tic. Kolektif Şirketi, M. Erdoğmuş ve M. Erol Erdoğmuş şirketinin nev'i değiştirerek E. Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti. olduğu açıklanmış bulunmaktadır.
Bu itibarla mahkemece, açıklanan hususlar ve davacının kolektif şirket olarak kuruluşuna ait belgelerin ilgisi ticaret sicil memurluğundan getirtilip, gerektiğinde uzman bilirkişiden de rapor alınmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy