(2918 S. K. m. 99)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.12.2003 tarih ve 2003/74-2003/964 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.06.2005 günde davacı avukatı Abdulkadir Güzel gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya kasko sigortalı olan müvekkiline ait aracın trafik kazası sonucu oluşan hasarının tazmin edilmediğini ileri sürerek, (10.281.000.000) TL.nin reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigorta değerinin (8.500.000.000) TL. ekspertizce saptanan riziko bedelinin (7.837.590) TL. olduğunu, poliçedeki enflasyon klozunun uygulanması halinde sigorta değerinin aşıldığını, pert total hükümlerinin aracın hurdasının devredilmemesi nedeniyle uygulanamayacağını savunmuştur.
Mahkemece, sunulan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, riziko değerinin (10.201.000.000) TL. olduğu, ancak, araç davalıya devredilmediğinden hurda bedeli 2 milyar liranın mahsuben gerektiği gerekçesiyle (8.201.000.000) TL.nin dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı sigortacıya kasko sigortalı olan davacıya ait aracın 23.09.2002 tarihinde meydana gelen kazada pert total (hurda) derecesinde hasarlandığı uyuşmazlık dışıdır. Ancak, aracın hurda değeri konusunda taraflar arasında mutabakat bulunmamaktadır.
Davalı vekilinin sigortalı aracın 15.05.2003 tarihinde üçüncü kişiye (6.419.000.000) TL. bedelle satıldığı iddiası davacı vekilince son oturumda kabul edilmiş, ancak aracın hurda halde değil onarıldıktan sonra anılan bedelle satıldığı bildirilmiştir. Bu durum karşısında, davacı taraftan sigortalı aracın satılmasından önce gördüğü ileri sürülen onarıma ilişkin fatura ve diğer yazılı kanıtları sorulup değerlendirildikten sonra satışla ortaya çıkan eylemli olgulara göre aracın onarım giderleri düşüldükten sonraki bedelin gerçek hurda değeri olmak gerektiği düşünülmeden, bilirkişi raporunda belirtilen 2 milyar TL.nin hurda tenziline esas alınması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, davalı taraf duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy