(6762 S. K. m. 1269, 1270) (2918 S. K. m. 41, 45) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Elmalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.01.2004 tarih ve 2001/138-2004/27 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete kasko sigortalı aracın uğradığı hasar bedelinin, usulüne uygun müracaata rağmen davalı şirketçe ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik (8.000.000.000) TL.nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kaza sırasında araç sürücüsünün epilepsi (sara) hastalığının nüksettiğini ve kazanın bu nedenle meydana geldiğini, sürücünün ehliyeti olsa da bu ehliyetin 2918 sayılı KTK.'nun 41 ve 45. maddelerindeki şartlara uygun olmadan alındığını, ehliyet alması yasal olarak mümkün bulunmayan bir sürücünün meydana getirdiği hasar bedelinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, talebin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu aracı kullanan dava dışı sürücü Nadir'in epilepsi hastalığının etkisindeyken kazanın meydana geldiği, 2918 sayılı KTK'nun 41, 45. ve yönetmeliğin 76, 77, 90. maddeleri uyarınca epilepsi hastalarına sürücü belgesi verilemeyeceğinden Kasko Sigortası Genel Şartlarının A-5. maddesi uyarınca meydana gelen hasarın sigorta teminatı kapsamında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. Dava konusu sigorta poliçesinin incelenmesinden, sigortalı aracın, davacı tarafından dain ve mürtehini olan dava dışı Türk Ticaret Bankası Elmalı Şubesi yararına sigorta ettirildiği anlaşılmaktadır. TTK.nun 1269. maddesi hükmü uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı Yasanın 1270. maddesi uyarınca bir başkasının da rehin konusu malı, rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda, sigortalı konumunda olan rehin hakkı sahibi sigortacıdan tazminat talep etmek hakkı da öncelikle ona ait olmalıdır ve sigorta ettiren ancak, sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilen açık muvafakatını almak ve bu suretle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat istemek hakkına sahip olur.
Mahkemece böyle bir durumda, davacılık sıfatının araştırılması bakımından yapılacak iş, davacıya asıl dava ve talep hakkına sahip sigortalı bankadan, davaya muvafakat ve icazetleri olduğunu belgelendirmesi için süre vermek, bu usuli işlem tamamlandığı takdirde davacının da dava hakkının bulunduğunun kabulü ile işin esasına girmekten ibarettir. Bu durum karşısında mahkemece, anılan usuli eksiklik giderilmeden işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy