(6762 S. K. m. 5) (1086 S. K. m. 193)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.04.2004 tarih ve 2003/564-2004/99 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline sağlık sigorta poliçesi ile sigorta S. T. 'nin davalıların maliki ve sürücüsü olduğu aracın çarpması sonucu yaralanması üzerine, müvekkilince tedavi giderlerinin ödendiğini ileri sürerek, 2.526.069.500 liranın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili, işbölümü itirazında bulunmuştur.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
İstanbul Asliye 8'inci Ticaret Mahkemesi'nce, mahkemenin görevsizliğe, dosyanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Dosyanın gönderildiği bu mahkemece de mahkemenin görevsizliğe Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davalılardan İ, işbölümü İtirazında bulunmamış,diğer davalı, hakim havalesiz dilekçe ile (süresinden sonra) işbölümü itirazında bulunmuş, davanın açıldığı İstanbul Asliye 8'inci Ticaret Mahkemesi'nce, buna rağmen her iki davalı bakımından, 3.7.2003 tarihinde gönderme kararı verilmiş, bu karar sadece davacı vekilinin yüzüne karşı verilmiş, ayrıca tüm taraflara tebliğ de edilmiş, karar taraflarca temyiz edilmemiş, mahkemece karar kesinleştirilmiş, taraflar dosyanın gönderilmesi için herhangi bir başvuruda bulunmamış, dosya bir yazı ile mahkemece, kararda belirtilen (aynı adliye içerisindeki) mahkemeye re'sen gönderilmiş, dosyayı alan İstanbul Asliye 4'üncü Hukuk Mahkemesince, işbölümü yönünden görevli olmadıkları gerekçesiyle, görevsizlik kararı verilmiş olup, işte bu karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Somut olayda olduğu gibi, hiç işbölümü itirazında bulunmayan ya da süresinde işbölümü itirazında bulunmayan davalılar için verilen bir gönderme karan, TTK.nun 5/3 'üncü maddesine uygun verilmiş bir gönderme karan değildir. Böyle hallerde, gönderme kararı temyizi kabildir ve temyiz süresinin, gönderme kararının davacıya tebliğ edildiği tarihten işlemeye başlayacağının ve tahrik dilekçesi verme süresinin başlangıcı ile ilgili 11.10.1976 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın buna engel olmadığının kabulü gerekir. Daire'mizin 11.10.2004 tarih ve 923-9542 sayılı, 29.11.2004 tarih ve 2680-11555 sayılı, 2.5.2005 tarih ve 2004/7908 esas, 2005/4478 karar sayılı ilamları ile doktrin ve bir kısım Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. Öte yandan, böyle gönderme kararları üzerine, gönderilen mahkeme,davaya bakmak zorunda değildir. Zira, dayanakları olmadan verilen böyle gönderme kararları için, aynı Kanun'un 5/3 'üncü madde hükmü de uygulanamaz. Bu mahkemenin aksi görüşte olması ve dosyanın ilk mahkemeye gönderilmesine karar vermesi halinde, bu karar, dosyanın tabii hakime gönderilmesini sağlamaya yönelik olan bir karar olup, bu nedenle de hukuki nitelikçe bir görevsizlik kararıdır ve bu nedenle de temyizi kabildir (Bkz: Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 4. Baskı, Ankara-1 979, Cilt 1, Sh.455 vd.).
Ne var ki, somut olayda, ilk mahkemece verilen gönderme kararı temyiz edilmemek suretiyle kesinleşmiş olup, artık dosyanın bu mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi salt bu nedenle mümkün değildir. Bu durumda, dosyayı alan mahkemece, davanın görülmeye başlanması gerekmektedir. Ancak, dosyanın gönderildiği ya da gönderen mahkemeye taraflardan birince, TTK.nun 5/son madde hükmü yollamasıyla, HUMK.nun 193 'üncü maddesi uyarınca süresinde dilekçe verilmesi veya yeniden çağrı kağıdı tebliğ ettirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda tüm sayfaları numaralandırılmış olan dava dosyası içerisinde ve dosyanın kapak yüzlerinde, taraflardan herhangi birinin kaleme alıp, hakime havale ettirdiği bir tahrik dilekçesine rastlanmamış, süresinde çağrı kağıdı da tebliğ ettirilmemiştir. Bunlar yapılmadığına göre, mahkemece, bu yön üzerinde re'sen durulup, dosyanın kendisine usulen intikal ettirilmediği sonucuna varılarak, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Kaldı ki, görev hususunun incelenmesinden önce,esasen dosyanın usulünce bu mahkemeye intikal etmiş olması, bundan sonra görevin değerlendirilmesi de gerekmektedir. (Bkz: a.g.e. sh 236 vd.) (Ayrıca Daire'mizin 12.10.2000 tarih ve 6268-7734 sayılı, 5.6.2003 tarih ve 2002/13440 esas, 2003/5982 sayılı kararları da bu yöndedir).
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 no'lu bentte açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, 2 no' lu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy