(6762 S. K. m. 1292) (Hırsızlık Sigortası Genel Şartları B.1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gebze Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 9.5.2002 tarih ve 1999/650-2002/286 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya işyeri paket poliçesiyle sigortalı işyerinin 26.3.1999 tarihinde hırsızlar tarafından soyulduğunu, zararı ödememesi üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının olaydan 10 gün sonra hasar ihbarında bulunduğunu, Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarının B.1.1. maddesine göre 5 günlük ihbar süresi geçirildiğinden hasarın teminat dışı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, davalının ibraz ettiği 5.4.1999 tarihli hasar ihbar fişine göre ihbarın genel şartlarda belirtilen süre içinde yapılmadığı, davacının sigortaya derhal başvurduğunu ispatlayamadığı, ihbar süresinin TTK.nun 1292 maddesine göre hak düşürücü süre olduğu, emredici ve kamu düzenine ilişkin bulunması nedeniyle hak kaybına yol açtığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri paket sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkeme davacının sigortaya geç ihbarda bulunduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Hırsızlık Sigorta Poliçesi Genel Şartlarının B.1.1. maddesinde öngörülen 5 günlük ihbar süresi, Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre hak düşürücü süre değildir. İhbarın kasten geciktirildiği davalı tarafça kanıtlanamadığına göre, mahkemece dava konusu olayda ihbarın geç yapılmasının zararın talep edilmesine engel teşkil etmeyeceği nazara alınarak deliller toplanıp neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, anılan husus gözden kaçırılarak yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy