(6762 S. K. m. 1320)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 12.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.01.2003 tarih ve 2002/829-2003/28 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline kasko sigorta poliçesi ile sigortalı davalıya ait aracın 04.06.2001 tarihinde çalındığı ihbar edildiğinden aracın değeri 4.650.000.000.-TL.nin 27.09.2001 tarihinde davalıya ödendiğini, söz konusu aracın daha sonra bulunduğunu ve 25.06.2002 tarihinde noter ihtarı ile aracın bedelinin ödenmesinin yada devrinin talep edildiğini, ancak davalının gerekli hiçbir işlemi ve aracın devrini yapmadığı ileri sürerek, dava konusu aracın mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunun hükmen tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, yanıt vermemiştir.Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, davacının eda davası açabileceği yerde sadece tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, aracın mülkiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı sigorta şirketinin bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, Kasko Sigortası Genel Şartları'na göre, çalınması üzerine sigortacı tarafından değeri ödenen aracın bulunması halinde, sigorta ettiren, tazminatı ya iade etmek ya da aracın mülkiyetini sigortacıya devretmekle yükümlüdür. Bu itibarla, davacı sigorta şirketinin, genel şartların bu hükmüne dayalı olarak, bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu kuşkusuzdur.
Bu durumda mahkemece, genel şartların bu hükmü çerçevesinde, davacının davalıya seçimlik hakkını kullandırdığına ilişkin dava dilekçesinde varlığı iddia edilen ihtarnameyi ve bunun tebliğ belgesini kanıtlaması için davacı tarafa olanak verilmesi, bunun kanıtlanamaması halinde ise mahkemece davalıya seçimlik hakları hatırlatılarak tercihinin sorulması, davalının sigorta tazminatını iade etmek istemesi şeklinde tercihini kullanması halinde, davacının dava dilekçesindeki mülkiyetin tespiti talebiyle mahkemece bağlı kalınmaksızın, davalının iade etmekle yükümlü olduğu alacak tutarının saptanması, bunun için de, sigortalıya ödenen tazminat miktarı değil, sigortalı aracın dava tarihindeki değerinin araştırılıp belirlenmesi, bu miktarı ödemeyi isteyip istenmediğinin davalıdan sorulması ve beyanının alınmasından sonra buna göre hüküm tesisi, davalının aracın mülkiyetini davacıya devretmeyi istemesi halinde ise, istem gibi karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davacının hukuki yararının bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın ilke bakımından reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy