(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 1301) (818 S. K. m. 104)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06.04.2004 tarih ve 2001/50-2004/174 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının olay tarihinde yaya geçidini kullanmayıp, müvekkili sigorta şirketine kasko poliçesi ile sigortalı aracın önüne atlaması neticesinde araçta meydana gelen hasar bedeli karşılığı 01.11.1999 tarihinde sigortalıya 321.896.000 TL ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemenin rücuan tahsili amacıyla davalının kusur oranına isabet eden miktar ve hesaplanan faiz üzerinden başlatılan icra takibine davalının itirazda bulunduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kazanın meydana gelmesinde davacı sürücüsünün tamamen kusurlu olduğunu, talep edilen hasar bedelinin ve faiz oranlarının fazla olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kazada davalının %62,5 oranında kusurlu bulunduğu, araçta meydana gelen toplam hasarın 321.000.000 TL sı olup, davalının kusur oranına isabet eden miktarın 200.625.000 TL sı olduğu, faiziyle birlikte yapılan hesaplama sonucu davalının takibe konu borcun 346.357.000 TL sından sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin 346.357.000 TL üzerinden devamına, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı olarak yapılan ödemenin rücuan tahsili için yürütülen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı takibe yaptığı itirazda, asıl borç ve işlemiş faiz miktarını kabul etmemiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacı şirketin sigortalısına ödeme yaptığı 01.11.1999 tarihinden takip tarihi olan 01.11.2000 tarihine kadar işleyen faiz oranının anılan tarihlerde geçerli olan yasal faiz oranlarına göre hesaplanması gerekirken,%80 ve %70 oranları üzerinden hesaplama yapılması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca, mahkemece itirazın iptali ile takibin 346.357.000 TL üzerinden devamına şeklinde karar verilmek suretiyle asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı üzerinden yeniden faiz yürütülmesine neden olacak şekilde hüküm kurularak, Borçlar Kanunu'nun 104/son maddesinde belirtilen emredici nitelikteki Faize faiz işletilmesi yasağına ilişkin düzenlemeye aykırı davranılması doğru olmadığı gibi, takip talebinde takip tarihinden itibaren yıllık % 60 yasal faiz istenilmesine göre, mahkemece hükmedilen asıl alacağa takipten itibaren % 60 oranını geçmemek üzere değişen oranlarda yasal faiz yürütülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, takipte istenen faiz oranının yasal faiz oranı olarak uygulanması sonucunu doğuracak şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiş olup, kararın bu nedenlerle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy