(6762 S. K. m. 787)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gebze Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.03.2004 tarih ve 2002/32-2004/150 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı emtianın davalılardan Ruhi Demirtaş'ın maliki olduğu araç ile yurt içinde taşınırken malzemelerin birbirine çarpması sureti ile hasarlandığını, davalılardan şirketin asıl taşıyıcı, diğer davalının ise alt taşıyıcı sıfatı ile hasardan sorumlu olduklarını, müvekkilince sigortalısına 1.044.911.780- lira ödeme yapıldığını ileri sürerek, bu meblağın ödeme tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, emtianın sigortalı tarafından iyi ambalajlanamaması yüzünden hasarın meydana geldiğini, asıl ve alt taşıyıcı olan müvekkillerinden hasar bedelinin talep edilmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, hasara yeterli bağlamaların yapılmayışının neden olduğu, davalılardan Ruhi Demirtaş'ın % 25, diğer davalının %75 oranında sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne 1.044.911.780-liranın ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, nakliyat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat alacağının rücuen tahsili istemine ilişkindir.
TTK'nun 787 /1 nci madde hükmü uyarınca, taşınan malın ziya ve hasara uğraması nedeniyle açılacak tazminat davası ya asıl taşıyıcıya veya alt taşıyıcıya karşı açılabilir. Diğer bir deyişle, asıl ve alt taşıyıcılar birlikte dava edilemez. Bu durumda, kural olarak mahkemenin davacıya davasını hangi taşıyıcıya hasren takip edeceğini sorması ve davacının belirttiği taşıyıcıya yönelik olarak davaya devam edip, diğer davalı hakkındaki davayı reddetmesi gerekir.
Somut olaya gelince; davacı davalılardan şirketin asıl taşıyıcı, diğer davalı Ruhi Demirtaş'ın ise alt taşıyıcı olarak hasardan sorumlu olduklarını iddia etmiş, mahkemece davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluklarına hükmetmiştir.
O halde, mahkemece, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde davanın ele alınması, her iki davalıya birlikte dava açılamayacağının gözetilmesi, davacıya tercih hakkının sorulması, ondan sonra davanın esasına girilip, savunmaların değerlendirilmesi sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davacı tarafın tüm, davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan nedenle, hükmün BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenle davacı tarafın tüm, davalılar vekilinin ise sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy