(6762 S. K. m. 1301) (2918 S. K. m. 85, 91)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 5. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.04.2004 tarih ve 2003/345 - 2004/162 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekilinin, TTK. nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak, davalı aleyhine açtığı rücu davası sonunda, mahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen kararı, davalı temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Davalı savunmasında, kendi aracının da davacı sigorta şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı olduğunu bildirmiş olup, mahkemece bu savunma üzerinde durulmamıştır.
Davacı sigorta şirketi, kasko sigortasına göre kaza sebebiyle sigortalısına yaptığı ödeme ile yasadan kaynaklanan halefiyet hakkına ilke olarak kavuşması gerekir. Ne var ki; davacı sigorta şirketi, davalıya ait zarara neden olan aracı da trafik sigortası ile kendisi sigorta ettiğinin anlaşılması durumunda, davalının bu kaza ile neden olduğu zararlar bakımından poliçelerde belirlenen limitler çerçevesinde davalının hukuki sorumluluğunu, 2918 sayılı KTK.'nun 85 ve 91 nci maddeleri hükümleri uyarınca üzerine almış sayılacaktır. Bir başka deyişle; davacı sigortacı, az önce değinilen yasal düzenlemeler ile bir yandan davalının halefiyet hakkını kullanarak, davalıya rücu edebilme imkanına kavuştuğu gibi, öte yandan aynı olay sebebiyle davalının hukuki sorumluluğunu limitler çerçevesinde üzerine almış olacak, kısaca, hem zarar gören hem de zarar sorumlusu kavramlarını üzerinde toplamış olacak bir başka ifade ile alacaklılık ve borçluluk sıfatları birleşecektir. Böyle bir durumda da kasko sigortalısına karşı zararı karşılamak amacıyla hukuki sorumluluğu üzerine alan davacı sigorta şirketinin zarar sorumlusu sıfatı ile davalı araç sahibine karşı onun Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nı akdeden sıfatıyla üstlendiği sigorta tazminatı tutarında rücu davası açabilme hakkının bulunmadığının kabulü gerekecektir.
O halde, mahkemece bu savunma araştırılarak, davacının davalıya karşı zorunlu mali mesuliyet sigortası nedeniyle sorumlu olduğu miktar varsa belirlenip, davacının ancak bu miktarı aşan tutar için rücu edebileceği gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy