(818 S. K. m. 61)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.04.2004 tarih ve 2003/241-2004/231 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatife üye olmak için başvurduğunu, kaydın yapıldığının bildirildiğini, aidatları ödediğini, en son genel kurulda yönetimin değiştiğini, kendisinin üye olmadığının bildirildiğini, yaptırılan tespitte üye kaydının yapılmadığının ve 9.600.000.000 TL. ödediğinin anlaşıldığını, aldatılan müvekkiline ödemiş olduğu paraların iade edilmediğini ileri sürerek, 9.600.000.000 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek en yüksek faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi, davacının üyelik iddiasının yersiz olduğunu, herhangi bir kaydının ve yönetim kurulu kararının bulunmadığını, kendi istek ve arzusuyla para yatırdığını, faiz talebinin yersi olduğunu, yeni yönetim zamanında yatırmış olduğu paraların ayrı hesaba kaydedildiğini, ödediğini iddia ettiği 1.750.000.000 TL. nın kooperatif kayıtlarına geçmediğini, bundan dolayı sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının üye yapılmadan davalı kooperatife ödemeler yaptığı, bu durumun kayıtlarla tespit edildiği, alacağın talep edilen miktar kadar bulunduğu, esasen davalı tarafın miktara bir itirazının bulunmadığı, davadan sonra davacının üyeliğe kabulünün yapıldığı, bu durumun davanın esasına etkisinin bulunmadığı, üye yapılmadan kendisinden tahsil edilen miktarı talep etmekte haklı olduğunu, öncesinde davalının temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 9.600.000.000 TL nin dava tarihi olan 17.03.2004 tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin 2 numaralı, davalı vekilinin 3 numaralı bent kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekili, müvekkilinden davalı kooperatifin üyesi sıfatıyla aidat alındığını, yapılan başvuru sonucu üye olmadığının bildirildiğini ileri sürerek, aidat adı altında ödenen paraların ödenme tarihlerinden itibaren faiziyle tahsilini talep etmiştir. Davalı temsilcisi de, davacının üye olmadığını, bu konu da karar alınmadığını, bir kısım ödemelerin kayıtlarda yer aldığını savunmuştur. Davalı vekilinin, davacının üye olduğu yönünde bir temyizi de bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, üye kaydı yapılmayan ve dava tarihi itibariyle de üyeliği benimsenmeyen davacının, kendisinden aidat altında tahsil edilen paraları sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep etmesinde bir yanlışlık bulunmamaktadır. Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, sebepsiz zenginleşme halinde ayrıca ihtara gerek olmaksızın sebepsiz zenginleşme anından itibaren faiziyle birlikte ödenen meblağın tahsili mümkündür. O halde, davacı vekilinin talebine uygun olarak davacının ödemiş olduğu paraların, ödenme tarihlerinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3- Davacı vekili, müvekkilinin ödemiş olduğu 9.600.000.000 TL nin tahsilini istemiştir. Davalı vekili ise, ödenen meblağın bu kadar olmadığını savunmuştur. Mahkemece, talep doğrultusunda karar verilmiştir. Ancak, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda davacı alacağının 9.350.000.00 TL olduğu açıklanmasına ve 10.02.2004 tarihli celsede davacı vekilinin bu rapora göre karar verilmesini istemesine rağmen, yazılı şekilde istemin tamamının hüküm altına alınması da yanlış olmuştur.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin, 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin itirazlarının kabulü ile kararın, taraflar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy