(1163 S. K. m. 17/2) (4721 S. K. m. 21/2) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 2003/593 - 2004/212 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir L. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatifin üyesi olan müvekkilinin 01.08.2002 tarihinde istifa ettiğini, 26.06.62003 tarihinde yapılan kooperatif genel kurulunda ortaklıktan ayrılan veya istifa edenlerin geri ödemelerinin haklı bir neden olmamasına rağmen üç yıl süre ile ertelenmesi kararı alındığını ileri sürerek, 4.450.000.000.- liranın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının istifasının 10.09.2002 tarihli yönetim kurulu kararı ile kabul edildiğini, müvekkilinin yoğun arsa ve inşaat ödemeleri nedeni geri ödemelerin anılan genel kurulda iki yıl süre ile ertelenmesi kararı alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının birikmiş aidat alacağının 4.450.000.000.- lira olduğu, ancak bu alacağın genel kurul kararı ile ödenmesinin iki yıl geciktirilmesine karar verildiği, bu kararın davalı kooperatifin varlığını ve geleceğini devam ettirebilmek için haklı olarak alındığı, davacının alacağının henüz istenebilir nitelikte olmadığı, muaccel hale gelmediği gerekçesiyle, muaccel hale geldikten sonra davacının dava açma hakkı saklı kalmak kaydı ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğinden ayrılan davacının, birikmiş aidatının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17/2 nci maddesi, kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemeler, ana sözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile genel kurulca üç yılı aşmamak üzere geciktirebilir, hükmünü içermektedir. Dava konusu olayda, davacı 01.08.2002 günü istifa etmiş olup, bu istifa 10.09.2002 tarihli yönetim kurulu kararı ile kabul edilmiş bulunmaktadır. Davalı kooperatifin, davacının istifası kesinleşmesinden sonra, 26.06.2003 tarihinde yapılan 2002 olağan genel kurul toplantısında, istifa eden ve ihraç edilen üyelere arsa ödemeleri ve inşaata ayrılacak para nedeni ile yapılacak iade ve ödemelerin 2 yıl süre ile gecikmeli olarak ödenmesi kararı verilmiştir. Ancak, davacı ve varsa başka ayrılan ortaklara yapılacak ödemeler kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikte ise, o takdirde Yasanın yukarıda anılan hükmüne dayanarak zamansız yapılan bir ödeme istemini reddedebilecektir.
Yalnız, burada üzerinde durulması gereken bir başka husus daha vardır. Şayet, kooperatifin ortaklarından aldığı aidat veya gelirlerinin üzerinde bir inşaat harcaması veya mevcut ortaklarının yararına olacak bir biçimde harcama yapması nedeniyle o yıl giderleri gelirlerinden fazla olmuş ise, mevcut üyelerin yararına yapılmış bu fazla harcamaya dayanarak ayrılan ortaklara ödeme yapılmaması MK. nun 2' nci madde hükmü ile bağdaşmayacak, ayrılan ortaklar aleyhine, mevcut ortaklar lehine bir sonuç meydana getirecektir ki, her halde yasa koyucunun amacının bu olmaması gerekir. Ayrıca, ayrılan ortaklara yapılacak ödeme, istifanın kesinleştiği yıl bilançosuna göre yapılacak olduğu için ödeme her halükarda bu bilançonun kesinleşmesinden sonraki yıl içinde yapılacaktır. O halde, incelemenin her iki yılı kapsar biçimde yapılarak, yani bir sonraki yıl gelirlerini de göz önünde bulundurmak suretiyle yapılacak inceleme ile ödemenin mevcudiyeti tehlikeye düşürüp düşürmediğinin tespiti cihetine gidilmek gerekecektir.
Oysa, somut olayda, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda, yapılacak ödemenin 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17/2 nci maddesi anlamında kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürüp düşürmeyeceği irdelenmeksizin, yalnızca 2002 yılı bilançosu incelenmek suretiyle davalı kooperatifin ödeme güçlüğüne girmesinin mümkün olabileceği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, kooperatiften ayrılanların tümü değerlendirilerek, yapılacak ödemelerin kooperatif mevcudiyetini tehlikeye düşürüp düşürmeyeceği ve dolayısıyla genel kurulun aldığı erteleme kararının yerinde olup olmadığı hususunun açığa çıkarılması konusunda denetlenebilir ve hükme dayanak yapmaya elverişli davacı vekilinin itirazlarını da karşılayan aynı ya da başka bir bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy