(634 S. K. m. 20) (1086 S. K. m. 1, 8)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bilecik Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.05.2004 tarih ve 2004/130 - 2004/199 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı kooperatifin üyesi olduğunu, 28.02.2004 tarihinde yapılan genel kurulda ödenecek aidat bedellerinin giriş katlar için de normal katlarla aynı miktarda belirlendiğini, bu durumun hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, genel kurulda kararlaştırılan aylık 210.000.000.-TL aidatın 2003 yılında olduğu gibi 140.000.000.-TL olarak devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi, genel kurulda kat maliklerinin eşit olarak aidat ödemesine karar verildiğini belirtmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20/c maddesi uyarınca kat maliki kendi bağımsız bölümünün durumu dolayısıyla gider ve avans payı ödemekten kaçınamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. HUMK'nun 1/1. maddesine göre mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Anılan kanunun 8 nci maddesinde sulh hukuk mahkemesinde hangi dava ve işlerin görüleceği düzenlenmiş olup, son fıkrada ise bu ve diğer kanunların sulh mahkemesi veya hakimlerini görevlendirdiği dava ve işler denilmiştir. Buna göre, bir davanın sulh hukuk mahkemesinde görülebilmesi için yasada açık bir düzenleme olması gerekmektedir. Davaya konu uyuşmazlık genel kurul kararının iptali istemi olup,iptali istenen karar mali edimlere ilişkin olsa da, bu kararın iptali istemi malvarlığı hukukuna ilişkin bir dava kapsamında görülemeyeceğinden, davada görev hususunun parasal değere göre belirlenmesi de mümkün bulunmamaktadır. Buna göre, genel kurul kararının iptali istemine ilişkin davanın sulh hukuk mahkemesinde görüleceğine dair gerek Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda gerekse Kooperatifler Kanunu'nda açık bir düzenleme mevcut olmadığından, bu gibi görevli mahkemenin belirlenmediği durumlarda davaya bakmanın asıl görevli asliye hukuk mahkemesinin görevine girdiğinin kabulü ile, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde uyuşmazlığın yanlış nitelenmesi sonucu işin esasına girilerek hüküm tesisi yerinde olmadığından, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre de, davacının uyuşmazlığın esasına ilişen diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy