(818 S. K. m. 42, 43) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gelibolu Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.03.2004 tarih ve 2000/336 - 2004/67 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.06.2005 günde davacı avukatı Ömer İlyas Şahin ile davalı avukatı Işık Tülümen gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Gelibolu vapur iskelesinin müvekkili kuruma devredildiğini, davalı şirketin sahibi ve işleticisi olduğu Alınteri-4 isimli tekneyle araç ve yolcu taşımacılığı yaparak toplam 1895 sefer iskeleyi kullandığını, Rafet Reis adlı tekne ile de 172 sefer yaptığını, Alınteri-4 isimli teknenin 5.335.500.000. TL, Rafet Reis isimli teknenin de 1.720.000.000. TL palamar ve iskele ücreti olduğunu ileri sürerek, toplam 7.055.000.000. TL.nın itiraz üzerine duran icra takip tarihinden itibaren % 80 reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, motorların düzenli bir programla çalışmadıklarını, bakım ve tamir amacıyla kızakta kaldıklarını, iskele parasını Belediye'ye ödediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, Dairemiz'in 01.05.2000 tarihli kararında yazılı gerekçeyle davacı yararına bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporuna göre, davalı şirkete ait deniz motorlarının Gelibolu-Çardak arasındaki deniz taşımacılığı yaparken kullandıkları Gelibolu iskelesinin ilgili bölümünün işletme hakkının davacı Denizcilik İşletmeleri'ne ait olduğu, bu hususun Yargıtay bozma kararında özellikle belirtilerek bozmanın gerekçesini oluşturduğu, işletme hakkı davacıya ait olan iskelenin davalı şirkete ait deniz motorları tarafından kullanılması sonucunda davacının toplam 4.877.000.000. TL alacağı bulunduğu gerekçesiyle,
4.877.000.000. TL.nın dava tarihinden itibaren % 80 oranını geçmemek üzere reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişki istemin reddine karar verilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin (2) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekili, müvekkiline devredilen Gelibolu Vapur İskelesi'ni 03.05.1996-24.11.1997 tarihleri arası davalıya ait Alınteri-4 teknesinin 1984 sefer, Rafet Reis teknesinin 172 sefer kullandığını iddia ederek, palamar ve iskele ücreti alacağının tahsilini istemiştir.
Gelibolu İskelesi'nin ne kadarlık kısmının davacıya, ne kadarının belediyeye ait olduğu ve dava konusu teknelerin iskelenin hangi tarafına kaç kez yanaştığı taraflar arasında ihtilaflıdır.
Bakanlar Kurulu'nun 21.6.1995 gün ve 1995/7055 sayılı kararı ile Gelibolu Betonarme Vapur İskelesi Tevsii, esaslı tamirleri kendilerine ait olmak üzere Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü'ne devredilmiştir. DLH yetkilileri 09.06.1996 tarihli devir teslim tutanağı ile, Gelibolu Betonarme Vapur İskelesi Tevsii inşaatı kapsamında yaptırılan 51 m uzunluğunda ve 10 m genişliğinde, 510 m2 yüzölçümündeki alanı TDİ yetkililerine teslim etmiştir. Denizcilik Müsteşarlığı Deniz Ulaştırma Genel Müdürlüğü tarafından davacı Türkiye Denizcilik İşletmeleri AŞ.ne hitaben yazılan 04.01.1999 tarih ve 3 sayılı yazıda, iskelenin 51 m'sinin davacıya ait olduğu bildirilmiştir. Bu husus, davacının da taraf olduğu Bursa İdare Mahkemesi'nin 2001/483 Esas, 2002/231 Karar sayılı kararında da kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklanmıştır. Belirtilen kanıtlar karşısında, Gelibolu Vapur İskelesinin 51 m uzunluğunda, 10 m genişliğinde, toplam 510 m2 yüzölçümündeki alanın davacıya devredildiği anlaşılmaktadır. Davacının 510 m2'lik alan bakımından aktif husumet ehliyetinin bulunduğu kuşkusuz olup, mahkemece, iskelenin tümü bakımından davacının aktif husumet ehliyeti bulunduğu şeklinde sonucuna varılarak, Dairemiz'in 01.05.2000 tarih ve 2000/2587-3679 sayılı bozma kararına yanlış anlam verildiği görülmektedir. Dairemiz'in bozma kararında yazılı Uyuşmazlık, davacının isteyebileceği alacağın miktarı konusundadır."ibaresini, davalıya ait teknelerin, bu 510 m2'lik alana kaç kez yanaştığı ve tarife gereği ne miktar ücret isteyebileceği şeklinde anlamak gerekir.
İskelenin ne kadarlık kısmına ilişkin davacının aktif husumet ehliyeti bulunduğu bu şekilde belirlendikten sonra, davacıya ait kısma davalı teknelerinin hangi sürede, kaç kez yanaştığının belirlenmesi gerekmektedir. Deniz Ticaret Odası, Liman İdaresi Başkanlığı vb. gibi kuruluşlardan davalıya ait teknelerin kullanım amacına ve mevsim durumuna göre günde kaç sefer yapılabileceği ve kaç yolcu ve araç taşıyabileceği belirlenerek ve daha önemlisi davalı taraf söz konusu seferlere ilişkin Belediye'ye ödeme yaptığını beyan ettiğine göre, bunlara ilişkin kayıtların da Belediye'den istenerek, tüm kanıtlar toplandıktan sonra bu konuda uzman bilirkişiler vasıtasıyla davacının isteyebileceği alacak miktarının saptanması, saptanamadığı taktirde, B.K.nun 42 ve 43 ncü maddelerine göre uygun bir tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilerek, önceki karar bozulmuş ise de, bozma kararı sonrasında İstanbul Deniz Ticaret Odası'nın 03.10.2002 tarihli cevabi yazısı üzerine, istenen hususların tekrar ve açıkça sorulmadığı ve bozma gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, Dairemiz'in 01.05.2000 tarihli bozma kararında belirtilen şekilde araştırma yapılarak, davacının ne miktar alacağının olduğunun belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyizine gelince; Şehir ve Körfez Hatlarında Palamar ve İskele Tarifesi'nin 5 nci maddesinde, davacıya ait iskelelere veya işletmesi davacıya bırakılan iskelelere yanaşan küçük, büyük makineli, makinesiz araçlardan palamar ücretinden başka ayrıca yolcu ve yük alıp veya vermeleri halinde tarifede belirtilen iskele ücreti alınacağı hüküm altına alınmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, davacının ayrıca işgaliye ücreti isteyemeyeceği belirtilmiş, tarifenin 5 nci maddesinin neden uygulanmayacağı yönünde bir açıklamada bulunulmamıştır. Mahkemece, bilirkişi raporuna karşı, davacı vekilinin bu yöndeki itirazları dikkate alınarak, ek rapor yada yeni bir rapor alınması gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, kararın 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına, 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.00 YTL duruşma vekillik ücretinin her bir taraftan alınarak yek diğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harçların istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 21.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy