(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 1269, 1270)
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.04.2004 gün ve 2002/1333-2004/391 s. kararın Yargıtay'ca tetkiki duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.06.2005 günde davacı avukatı Nizar Özkaya ile davalı avukatı Taylan Acar gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunarak incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ilişkin kamyonun davalı şirket nezdinde 12.08.2002 günlü poliçe ile (17.377.000.000) TL. araç ve (4.000.000.000) TL. emtia olmak üzere toplam (21.377.000.000) TL. sigorta bedeli ile sigortalandığını, aynı tarih sigorta peşinatının bankaya yatırıldığını, kamyonun 5 ton kavun ve bir miktar karpuz yüklü durumda park halindeyken 13.08.2002 gününde çalındığını, aracın bulunmamasına rağmen davalı sigortaca ödeme yapılmasına yanaşılmadığından alacağın tahsili amacıyla girişilen takibe de davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek, takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ilişkin aracın müvekkilince 27.04.2001-27.04.2002 döneminde sigortalı iken, sigorta süresi sona ermesine rağmen, süresinde yenilenmediğini, aradan dört aya yakın bir zaman geçtikten sonra 12.08.2002 gününde sigorta poliçesinin yenilendiğini, bu tarihten bir tarih sonra 13.08.2002 gününde aracın çalındığından bahisle, sigorta bedelinin tahsilinin istendiğini, yapılan araştırma sonucunda hırsızlık olayının poliçe yapılmasından önce gerçekleşmiş olduğu kanısının edinildiğini, hasarın hırsızlık olayından kaynaklanması sebebiyle hırsızlık olayının gerçekleştiği suç tarihinin belirsizliğinden dolayı sigortalı tarafından yapılan şikayetin sonuçlanması ve/veya ceza davasının bekletici mesele yapılmasının gerektiğini belirterek, davanın reddi ile birlikte davacının %40 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davalının acentesi Finansbank Bostancı Şubesi tarafından düzenlenen poliçenin başlangıç tarihinin 12.08.2002, poliçenin düzenleme tarihinin ise 14.08.2002 tarihi olduğu poliçe peşinatının 15.08.2002'de yatırılmasının kararlaştırılmasına rağmen 12.08.2002 gününde yatırıldığı, bu itibarla somut olayın kasko sigorta teminatı altında olduğu, aracın olay tarihindeki değerinin (17.377.000.000) TL. olup, olay esnasında sigortalı kamyonda bulunduğu iddia edilen emtialarla ilgili, fatura-irsaliye-hal makbuzları gibi belge sunulmadığı, bu hususun sigortalı tarafından kanıtlanamadığı, rizikonun poliçe tazmininden önce oluştuğunun ispat yükünün davalı sigortaya düştüğü ve onun tarafından kanıtlanamadığı, (508.000.000) TL. tutarındaki bakiye prim borcunun araç bedelinden mahsubunun gerektiği gerekçeleriyle, takibe yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin (16.869.700.000) TL. ana para ile (539.807.999) TL. işlemiş faiz üzerinden, asıl alacağa faiz yürütülmek suretiyle devamına, fazlaya ait istemlerin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. TTK. nun 1269 uncu maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı kanunun 1270 inci maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda, sigortalı halde olan, rehin hakkı sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ilişkin olması gerekir ve sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatini almak ve o suretle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat istemek hakkına sahip olur. Somut olayda, dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı Finansbank A.Ş'nin, tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığı araştırılmamıştır. Bu halde mahkemece, dain ve mürtehin sıfatı olan Finansbank Bostancı Şubesinin davaya muvafakati olup olmadığının araştırılması, muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi takdirde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400,00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy