(556 S. KHK. m. 56, 57, 58, 71)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 31. 03. 2004 tarih ve 2001/268-2004/217 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) alanında faaliyet gösterdiğini, AYGAZ ibareli markasının bulunduğunu, sözleşmeli bayilerinin olduğunu, davalının bayi olmadığı halde piyasadan topladığı müvekkil markalı tüpleri yabancı dolum tesislerinde doldurarak piyasaya sunduğunu, Cumhuriyet Savcılığı kanalıyla tespit yapıldığını, bu durumun 556 sayılı KHK ile TTK. nun 56 ve devamı maddelerine aykırılık teşkil ettiğini, maddi ve manevi zararlara neden olduğunu ileri sürerek, davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, devam ve tekrarının önlenmesine, tüplerin istimvalden men'ine ve toplatılmasına, maddi durumun ortadan kaldırılmasına, 1 Milyar TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin tüp işiyle iştigal eden bir şirkette çalıştığını, bu şirketin ortağı ve müdürü bulunduğunu, şahsına ait bir iş yapmasının söz konusu olmadığını, sıfatının bulunmadığını, tespitte davacıya ait tüp olmadığını, tutanağın aşağısındaki boşluğun sonradan doldurulduğunu, imzasının yer almadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı hakkında uyuşmazlık konusu olayla ilgili olarak Konya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2000/302 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı, halen derdest bulunduğu, davalının davacıya ait markayı içeren boş tüpleri iş yerinde bulundurduğu, bu hususun ceza dosyasındaki tutanaklarla ile sabit olduğu, 556 sayılı KHK, TTK. nun 57 ve 58 nci maddesindeki haksız rekabet hükümlerini ihlal ettiği, tescilli markaya tecavüzün gerçekleştiği, ceza dosyasının sonucunun manevi tazminat istemini etkilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, eyleminin TTK. nun 57 nci maddesi uyarınca haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetin önlenmesine, tutanaktaki tüplerin istimvalinin men'ine, toplatılmasına, 1 Milyar TL manevi tazminatın tahsiline, hükmün ilanına karar verilmiştir.
1- Dava, haksız rekabetin tespiti ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalının izin almadan, sözleşme yapmadan müvekkili markalı tüpleri piyasadan toplayarak ve başka tesislerde doldurarak ticari faaliyetlerinde kullandığını, haksız rekabette bulunduğunu ileri sürmüş, aynı zamanda marka hakkına da tecavüz ettiğini bildirerek 556 sayılı KHK hükümlerine de dayanmıştır. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Tarafların iddia ve savunması dikkate alındığında, uyuşmazlığa 556 sayılı KHK'nin hükümlerinin de uygulanması gerekmektedir. Bahse konu KHK'nin 5194 sayılı Yasa ile değişik 71 nci maddesinde bu Kanunun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda görevli mahkemenin ihtisas mahkemeleri olduğu, anılan mahkemelerin tek hakimli olarak görev yapacağı hükme bağlanmıştır. Ayrıca, asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirileceği ve bu mahkemelerin yargı çevresini Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun belirleyeceği düzenlenmiştir. 16. 09. 2004 tarih ve 396 sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararıyla da, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemelerin kurulmasına kadar ikiden fazla asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde üç numaralı asliye hukuk mahkemesi ihtisas mahkemesi olarak görevlendirilmiştir. Fikri ve Sınai Hukuk Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, görev ilişkisidir. Her ne kadar somut olayda dava açıldığı ve kararın tesis edildiği tarih itibariyle hükmü tesis eden mahkeme görevli ise de mahkemelerin görevine ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. Temyiz dahil, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır. Bu durum karşısında, mahkemece görev hususunda bir değerlendirme yapılıp, sonucuna göre bir karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy