(818 S. K. m. 257)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 25. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.11.2002 tarih ve 2001/166-2002/771 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında yapılan 01.11.1998 kira başlangıç tarihli kira sözleşmesine göre, müvekkili şirketin davalıya ait benzin istasyonunu aylığı ( 750.000.000.- ) TL.den kiraladığını, müvekkilinin kira konusu mecurda ( 4 ) ay süreyle kiracı kaldığını, dört aylık kira bedelinin de gerek şirket, gerekse müşteri çekleri ve bakiyesinin de nakit olarak davalıya ödenmiş olmasına karşın, davalının mükerrer tahsilat amacıyla icra takibine girişerek, şirket ortağı olan Nuh Ö'ten icraen ( 5.350.000.000.- ) TL.yi tahsil ettiğini ileri sürerek, haksız yere fazladan alınan ( 5.350.000.000.- ) TL.nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kira bedeli karşılığında davacılarca hiçbir ödeme yapılmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, taraflar arasında başkaca bir ticari ilişkinin bulunmadığı, davalı tarafından kira bedeli karşılığında çeklerle ödeme yapıldığı halde ayrıca icra takibiyle tahsilat yapıldığı, böylece kısmen mükerrer ödemenin sözkonusu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ( 3.692.484.000.- ) TL.nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, mükerrer ödendiği iddia edilen kira parasının istirdatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, kısmen mükerrer ödeme yapıldığından bahisle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, bu hususta yeterli inceleme yapıldığından söz etme imkanı bulunmamaktadır. Şöyle ki; keşidecisi Hakan A olan 1.000.000.000.-TL bedelli çekle davacılar arasındaki illiyet bağı dosya kapsamından belirlenemediği gibi, keşidecisi davacı şirket olan 1.000.000.000.-TL bedelli 2 adet çekde davalı tarafından bankaya ibraz edilip, tahsil olunmuş değildir. Her ne kadar, davacılar tarafından bu iki adet çekin, davalı çalışanınca bankaya ibraz edilip, tahsil olunduğu ileri sürülmüşse de, bankaya çeklerin ibraz edildiği tarih olan 07.12.1998 tarihi itibarıyla bu iddia da kanıtlanmış değildir. Bu durumda, mahkemece taraflardan tüm delilleri sorularak, dosyaya ibrazının sağlanması, bundan sonra taraf delilleri üzerinde gerekirse bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir sonuca ulaşılması gerekirken, yetersiz araştırma ve gerekçelerle yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
2- Kabule göre de, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda davalının ( alacaklının ) takibe koymakta haklı olduğu belirtilen miktar için gerekli takip giderleri dikkate alınarak varsa davacıların istirdatına hak kazandıkları miktarın belirlenmesi gerekirken, bu hususun gözden kaçırılmış olması yanlış olmuş, kararın bu nedenle dahi davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) ve ( 2 ) nolu bentlerde açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy