(1163 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.12.2003 tarih ve 2002/486-2003/736 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif üyeliğinden 11.09.2000 tarihinde yönetim kurulu kararı ile ihraç edildiğini ve kararın 12.12.2000 günü kesinleştiğini, davalının ihtarnameye rağmen ödentileri iade etmediğini, erteleme kararının gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek, 3.750.000.000 liranın 01.01.2001 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın 24.06.2001 tarihli genel kurulda kabul edilen ilk taksitin vadesi olan 31.12.2001 tarihinden önce 30.11.2001 günü erken olarak açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, alacağın 24.07.2001 günü muaccel olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 3.569.701.209 liranın 25.07.2001 gününden itibaren değişen oranlarda %60 iskonto faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kooperatif üyeliğinden ihracı kesinleşen davacının, yaptığı ödemelerin istirdadı istemine ilişkindir.
Davalının dayandığı ve bilançonun tasdik edildiği 24.06.2001 tarihinde toplanan genel kurulda, 3 yıl içerisinde altı aylık dilimler halinde ödeme yapılması kararı alınmış olup, bu karar, dayanağını 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17/2 nci madde hükmünden alan ödemelerin geciktirilmesi kararı değildir. Zira, davalı kooperatif, ödemelerin taksitle de olsa yapılmasına karar verdiğine göre, artık bu karara uyması gerekir. Bu durumda, davacı alacağının muacceliyet tarihinin tespiti için ödemelerin kooperatif mal varlığını tehlikeye düşürüp düşürmeyeceğinin araştırılmasına gerek kalmadığının kabulü gerekir. Bu itibarla, alacağın, bu genel kurul kararı nedeniyle 3 yıl sonra muacceliyet kazanacağına ve dolaysıyla davanın erken açıldığına ilişkin davalı tarafın savunması ve bu yöne ilişen temyiz itirazları isabetsizdir. Kaldı ki, bilirkişi ek raporunda bu şekilde ödeme ile kooperatifin mal varlığının tehlikeye düşmeyeceği sonucuna da varılmıştır. Bu nedenle, davacı alacağının 24.07.2001 tarihinde muaccel olduğuna ilişkin, mahkemece varılan sonuç, bu açıklamalar ışığında ve desteğinde doğru kabul edilmiştir.
Ne var ki, bu durumda, Dairemiz'in bu somut olaya uygun 01.07.1993 tarih ve 5280 - 4867 sayılı, 26.1.2004 tarih ve 2003-5887 E, 2004-666 sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, mahkemece yargılama sonunda doğru olarak belirlenen ve hükmedilen meblağın, o genel kurul kararında belirtilen taksitler halinde davacıya ödemelerinin yapılmasına karar verilmesi ve temerrüt faizi başlangıcının da ayrı ayrı bu çerçevede belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, temyizi itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy