(6762 S. K. m. 66) (1086 S. K. m. 287)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.09.2003 tarih ve 2002/371-2003/366 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.12.2004 günde davalı avukatı Adnan P gelip, davacı avukatı tebligat rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin acentelik sözleşmesi feshedilen davalıdan 39.413.212.581-lira alacağı bulunduğunu ileri sürerek, bu meblağın fesih tarihinden itibaren reeskont oranında temerrüt faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, tahsil edilen primleri davacıya aktardığını, henüz tahsil edilmeyen vadeli poliçe primlerinin ödenmesinin istenemeyeceğini, davacının cari hesap ekstrelerini tebliğ etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sunulan belgelere ve davacı defterleri üzerindeki bilirkişi incelemesi sonucuna dayanılarak, davacının fesih bildiriminin geçerli olduğu, sözleşmeyle münhasır delil kabul edilen davacı defterlerine göre davacı alacağının 39.413.212.581-lira olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne ve alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi oranında temerrüt faizi yürütülmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davacı sigortacının defter ve kayıtlarının taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinden doğacak alacaklılık ve borçluluk ilişkilerinin belirlenmesinde münhasır delil sayılmasına ilişkin sözleşme hükmü HUMK.nun 287. maddesine göre geçerli ise de, değinilen bu defter ve kayıtlarının TTK.nun 66 ncı maddesinde sayılan tüm defterleri kapsadığının kabulünün gerekmesine; oysa, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sürdüğü dönemi kapsayan davacıya ait genel müdürlük nezdindeki yevmiye ve defteri kebir defterlerinin incelenmesine dayalı muhasebeci bilirkişi raporuna yönelik olarak davalının 17.01.2003 tarihli dilekçesinde davalı işlemlerinin ayrıntılarının işlendiği muavin defterler ile düzenlenen poliçelerin ve prim tahsilatının kaydedildiği rejistro defterinin ve iptal edilen poliçelerin işlenmediği rejistro bordrolarının da incelenmesinin istenilmiş olmasına, bu istemin taraflar arasındaki delil sözleşmesi kapsamını aşmaması karşısında sigorta muhasebesi uzmanı bilirkişiye değinilen defter ve kayıtlar da incelettirilip gerekirse davalının bağlı bulunduğu davacı şirketin Adana Bölge Müdürlüğü kayıtları da incelettirilerek davalının sorumlu olduğu prim borcu miktarının kesin olarak saptanması gerekirken, eksik incelemeye dayalı yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak, karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentteki nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.000.000 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy