(6762 S. K. m. 1269, 1270)
Taraflar arasında görülen davada Sakarya Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.11.2003 gün ve 2002/507-2003/886 s. kararın Yargıtay'ca tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ilişkin aracın davalı şirkete kasko poliçesiyle sigortalı olduğu dönemde hasarlandığını, davalı şirketin haksız gerekçelerle hasar bedelini ödemediğini ileri sürerek 1.318.378.600 TL. sının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hasarın belirtilen yer ve biçimde gerçekleşemeyeceğinin belirlenmesi üzerine sigorta poliçesinin iptal edildiğini bu sebeple hasar talebinin reddinin doğru olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve bütün dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı şirkete kasko poliçesiyle sigortalı aracın hasarlanması sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davaya konu tazminat alacağının dayanağını oluşturan sigorta poliçesi incelendiğinde dava dışı Fbank Adapazarı Şubesinin dain ve mürtehin olarak kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. TTK. nun 1269 ncu maddesi hükmü uyarınca, malı rehin alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı Yasa'nın 1270 nci maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda, sigortalı halde olan rehin hakkı sahibi olduğuna göre, sigortadan tazminat talep etme hakkı da öncelikle ona aittir. Bu durumda, sigorta ettiren ancak malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta ettirilenin açık muvafakatını almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat isteme hakkına sahip olur.
Buna göre, mahkemece yapılacak iş davacılık sıfatının araştırılması bakımından davacı tarafa asıl dava ve talep hakkına sahip sigortalı bankadan açılan davaya muvafakat veya icazetleri olduğuna dair gerekli belgeyi sunması için süre verilmesi ve bu usuli işlem tamamlandığı takdirde işin esasına girilmesi gerekirken, davacının aktif taraf sıfatına (husumete) ait olan ve mahkemece re'sen göz önünde bulundurulması gereken bu eksiklik giderilmeden, yazılı biçimde işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre de; davalı vekilinin esasa ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan sebeplerle kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy