(1163 S. K. m. 62, 98) (6762 S. K. m. 341) (818 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Salihli Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.03.2004 tarihi ve 1993/142 - 2004/130 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.06.2005 günde davacı avukatı ile davalı avukatı gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştır. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgele okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, asıl ve birleşen dava dilekçelerinde, davalının müvekkili kooperatif yönetim kurulu üyesi ve başkan olarak 20.01.1989 - 12.10.1992 tarihleri arasında görev yapıp, aynı zamanda proje ve kontrol sorumlusu olduğunu, bu dönemde diğer yönetim kurulu üyelerini devre dışı bırakarak, kooperatife ait para, senet gibi tüm değerleri tek başına elinde tutup, kullandığını böylece kooperatifin zararına yol açtığını ileri sürerek, toplam ( 940.949.020.- ) TL'nin hizmet tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili Kooperatifler Kanunu'nun 62. maddesi uyarınca yönetim kurulunun sorumluluğunun müteselsil olduğunu, davaya konu ve para senetlerin müvekkili tarafından tek başına tasarruf edilmesinin mümkün olmadığını, davanın diğer yönetim kurulu üyelerine de yönetilmesinin gerektiğini, kooperatif inşaatlarında projeye göre daha fazla yapılmış imalatlar bulunduğunu denetçiler tarafından müvekkilinin görevden ayrıldığı tarihe kadar üye ödentilerinin ( 2.359.517.520.- ) TL olarak belirlendiğini oysa, ( 114.000.000.- ) TL tutarındaki ödemenin yeni yönetim kurulu üyelerine yapıldığını, ( 154.000.000.- ) TL tutarındaki senedin ise denetçiye teslim edildiğini, davacı iddialarının haksız olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davalı uhdesinde kalan paranın olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, ( 719.926.478.- ) TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Dava, davacı Kooperatif eski yöneticisi olan davalı hakkında 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollamasıyla TTK'nın 341. maddesi uyarınca açılmış sorumluluk davasıdır.
Mahkemece, davalının uhdesinde kalan paranın ( 719.926.478.- ) TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davalı Salihli Ağır Ceza Mahkemesi'nin 1994/107 Esası, 2000/142 Karar sayılı dosyasında zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından ötürü yargılanmış, yapılan yargılama sonucunda, görevi kötüye kullanma suçundan dolayı zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma, zimmet suçundan ise suçun oluşmadığı anlaşıldığından beraatına karar verilerek, anılan karar kesinleşmiştir. Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca hukuk hakimi ceza mahkemesinde verilen berat kararıyla kural olarak bağlı değilse de, ceza mahkemesinin oluşa ilişkin tespitiyle bağlıdır. Somut olaya dönüldüğünde, davalı iş bu davaya konu faaliyet dönemine ilişkin olarak ceza mahkemesinde yargılanmış ve neticeden zimmet suçunun oluşmadığından bahisle beraat etmiştir. Bu durumda mahkemece davalının ceza mahkemesinin gerekçeli kararında yer alan maddi olgularla sınırlı olmak kaydıyla, bu kalemlere yönelik olarak sorumluluğuna hükmedilemeyeceğinin düşünülmemesi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 20.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy