(818 S. K. m. 51, 145, 147)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sakarya Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.05.2004 tarih ve 2004/180 - 2004/274 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı A. Su Genel Müdürlüğü vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacının, TTK. nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalılar aleyhine açtığı rücu davası sonucunda, mahkemece TEB Sigorta hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, davalılar Ö. Öztürk ve A. Su Genel Müdürlüğü aleyhine açtığı davanın asıl alacak sigorta şirketi tarafından karşılandığından reddine, ancak, 01.12.2003 ile 12.05.2004 tarihleri arasında işleyen 896.00.000.-TL yasal faizi bu davalılardan tahsiline dair verilen karar, davalı A. Su Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı rücu istemine ilişkin olup, davalılar, kazaya neden olan aracın malik, sürücü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısıdır.
Davalılar, muhtelif sebeplerle davacıya karşı Borçlar Kanunu'nun 51 nci maddesi hükümleri gereğince eksik teselsül hükümlerine göre müteselsilen sorumlu olup, tazminatın nihai sorumlusu araç sürücüsüdür. Davacı, tam teselsülde olduğu gibi, bütün zararının tazminini müteselsil borçlulardan her ikisinden isteyeceği gibi birisinden de isteyebilir. Borçlar Kanunu'nun 145 nci maddesi hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak, müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması, yahut ta böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine, Borçlar Kanunu'nun 147 nci maddesi hükmüne göre, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her biri ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağına ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceğine dair hükmüne havidir. Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklamalar ışığında, davacı vekilinin 25.05.2004 tarihli celsede davalı TEB sigorta şirketi hakkındaki davadan imzalı beyanı ile feragat etmesinin işleyen faiz yönünden diğer davalılara sirayet edip etmeyeceği üzerinde durulmadan, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı A. Su Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy