(6762 S. K. m. 1281) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 6. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07.04.2004 tarih ve 2002/624-2004/165 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı sigortaya kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, meydana gelen kazada 5.465.868.643.TL hasar oluştuğu ve davalının bu hasar bedelini ödemediğini ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faiziyle birlikte tazminini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosya kapsamı ve benimsenen nörolog bilirkişi raporuna göre, kazanın salt alkolün etkisiyle meydana geldiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, kasko sigortası sözleşmesine dayalı, sigortalının, kendi sigortasına karşı tazminat istemine ilişkindir.
Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5.5 inci maddesinde, herhangi bir sınırdan söz edilmeksizin, sigortalının veya sürücüsünün alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından dolayı olayın meydana gelmiş olması halinde hasarın teminat dışı olduğu öngörülmüştür. Dairemiz'in yerleşik uygulaması uyarınca; sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Böyle bir nedenle, hasarın teminat dışı kaldığının kanıt yükü de TTK. nun 1281 nci madde hükmü uyarınca, sigortacıya düşmektedir. Sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece, nöroloji uzmanı bir doktor, trafik uzmanı ve hukukçu kişilerden oluşturulacak bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, olayın meydana geliş şekli itibariyle kazanın, münhasıran sürücünün aldığı alkolün etkisinden ileri gelip gelmediği tespit ettirilmek ve sonucuna göre karar verilmek gerekmektedir.
Somut olayda, hükme esas alınan nörolog doktoru bilirkişinin asıl ve ek raporunda, olayın oluş şekli tartışmadan, kesin bir kanı belirtilmeksizin, alkol düzeyinin olaya neden olabileceği ve kazanın oluş şekli dikkate alındığı zaman kazanın salt alkolün etkisiyle meydana geldiği kanaati bildirilmiştir. Bu durumda, olayın sadece ve tek başına alkolün etkisiyle oluştuğu kesin olarak ortaya konulmamıştır.
O halde mahkemece, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, sürücünün aldığı alkolün kazaya etki ettiğine ilişkin tespitin tek başına uyuşmazlığın çözümüne yetmeyeceği gözetilerek, alkolün münhasır etkisi altında kazanın olup olmadığı üzerinde durulması, nörolog doktor, trafik uzmanı ve sigorta uzmanından oluşturulacak bir bilirkişi kurulundan, birlikte düzenlenecek bir rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz rapora itibar edilerek, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy