(6762 S. K. m. 1299) (2918 S. K. m. 95) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Milas Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.03.2004 tarih ve 2003/591-2004/231 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların malik ve sürücüsü oldukları aracın müvekkili tarafından zorunlu trafik sigorta poliçesinin düzenlendiğini, meydana gelen kaza neticesinde karşı araçta meydana gelen hasarın müvekkili tarafından ödendiğini, ancak, sigortalı araç sürücüsünün kaza sırasında alkollü olması nedeniyle rücu hakları bulunduğunu ileri sürerek, 1.200.000.000.TL. nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, meydana gelen kaza sırasında sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğu, genel şartlar 4/d maddesi uyarınca davacının rücu hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, Zorunlu trafik sigorta poliçesine dayalı rücu istemine ilişkindir.
Bir özel hukuk ilişkisi olan sigorta sözleşmesinin sigortacının işletene rücu hakkını düzenleyen zorunlu trafik sigortası genel şartlarının 4/d. maddesine göre taşıtın alkollü içki almış ve bu nedenle aracı güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişi tarafından kullanılması sırasında verilen zararlarda sigortacının sigortalı araç işletenine rücu hakkı bulunmaktadır.
Dairemizin yerleşik uygulamasına göre de, hasarın teminat dışı kalabilmesi için sürücünün salt alkollü olması veya alınan alkolün az yada çok olması yeterli bulunmayıp alkol alımı ile olay arasındaki illiyet bağının bu tür maddelerin sinir sistemini etkilemesi nedeniyle nöroloji uzmanı bir hekim ile trafik uzmanının bulunacağı bilirkişi kurulu aracılığı ile araştırılması gerekmektedir.
O halde mahkemece yukarıda anılan ilkeler doğrultusunda araştırma yapılarak sigortalı araç sürücüsünün alkol almış bulunması nedeniyle kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediğinin dolayısıyla davalı sigorta şirketinin poliçeye dayalı tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde sigortalı araç sürücüsünün salt alkollü ve kusurlu olmasına dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bunun yanında, Dava konusu olayda, sigorta konusu aracın alkollü kimseye kullandırılırken rizikonun gerçekleşmiş bulunmasına göre, KTK. nun 95. ve poliçe genel şartlarının 4. maddesi hükmü uyarınca sigortacının ödediği tazminatın tamamı bakımından davalı sigorta ettirene rücu etmesi mümkün ise de, akidi olmayan alkollü sürücüye yönelmesi mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, davalı sürücü hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu davalının dahi sigorta ettirenle birlikte sorumlu tutulması doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle davalı sürücü yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı Mustafa Yangın vekilinin temyiz itirazlarının ve 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı Yaşar Yangın vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın anılan davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy