(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 283, 284, 286) (818 S. K. m. 101, 113)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bartın Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.03.2004 tarih ve 2002/385 - 2004/53 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının üyesi bulunduğu müvekkili kooperatife olan aidat borcunu ödememesi üzerine başlattıkları takibin, davalının haksız itirazı nedeniyle durduğunu ileri sürerek, takip talebinde yer alan 2.175.910.000. TL toplam alacağın, takip tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının talebiyle bağlı kalınarak 773.410.000. TL aidat alacağının bulunduğu, ödemelerin sağlıklı olarak işlenmemesi nedeniyle, işlemiş faizin tespitinin mümkün olmadığı, borcun geriye dönük işlemiş faizinden davalının sorumlu tutulamayacağı, davalının ödeme emrine itiraz ettiği tarih olan 10.09.2002 günü temerrüde düştüğü gerekçesiyle, 773.410.000. TL.nın 10.09.2002 tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, aidat borcunun tahsili istemine ilişkin olup,davacı kooperatifin başlattığı icra takibine vaki itiraz üzerine açılmıştır.
Dava dilekçesinde, takip talebinde yer alan toplam alacağın, takip tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte tahsili istenmiştir. Mahkemece, asıl alacak yönünden dava tarihine kadar işleyen borç için hesaplama içeren bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Oysa, dava alacak davası olsa da, istemle bağlı kalınarak, takip tarihine kadar işleyen, aidat borçları asıl alacak olarak hükmedilmesi gerekirken, dava tarihi esas alınarak, davalı aleyhine yazılı miktara hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, davalının rapora itirazının üzerinde durulmaması, ek rapor alınmaması da doğru bulunmamıştır.
2- Davacı vekilinin temyizine gelince; mahkemece, işlemiş faiz miktarı da içeren rapora itibar edilmeyerek, işlemiş faiz istemi yazılı gerekçe ile reddedilmiştir. Oysa, HUMK'nun 286 ncı maddesinde belirtilen bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi bağlamayacağı hükmü, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor (HUMK 283.md.) alabileceği veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği (HUMK 284.md.) şeklinde anlaşılmalıdır. Yoksa, hakimin bir kez bilirkişiye gittikten sonra bundan dönerek uyuşmazlığın çözümünün hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki ve mesleki bilgi ile çözümlenebileceği kabul edilemez.
Öte yandan, genel kurulca, ödeme günü belirlenerek, (belirlenmemişse ayın sonu ödeme günü olup) aidat ödemesine ve ödenmemesi halinde temerrüt faizi uygulanmasına ilişkin alınan kararın kesinleşmesi halinde, bu kararın tüm ortakları bağlayacağı açıktır. Bu durumda, BK.nun 101/2 nci maddesi hükmü karşısında, ortaklara temerrüt ihtarı keşidesine gerek kalmadan, borcun ifasının istenebileceği kuşkusuzdur. Öte yandan, genel kurul kararında temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmesi halinde, BK.nun 113/2 nci maddesindeki halin icabı nedeniyle, alacaklının aidat aslını tahsil ederken temerrüt faizine ilişkin olarak bir çekince koymasına gerek olmadığının da kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemece, davacının dayandığı genel kurul kararları celbedilerek ve işlemiş faiz isteminin başlangıcına ilişkin istem de dikkate alınarak, bilirkişi incelemesi yaptırılıp, bu açıklamalar ışığında sonuca gidilmesi, BK.nun 104/son madde hükmünün de gözetilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile işlemiş faiz isteminin reddi doğru görülmediği gibi, işleyecek faizin başlangıcı takip tarihi olduğu halde, ödeme emrine itiraz tarihinin başlangıç alınması da doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalının (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı ve davalı yararına ayrı ayrı BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 13.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy