(1086 S. K. m. 519, 520)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.11.2002 tarih ve 2002/1322-2002/1317 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A.D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirketin de arasında bulunduğu kuruluşlar arasında 21.6.2001 tarihinde Musiki Eserleri Radyo Televizyon Yayın İzni Sözleşmesi imzalandığını, davalının bu sözleşmede belirlenen yükümlülüklerini, eser ve reklam bildirimlerini yerine getirmediğini, ortaya çıkan uyuşmazlığın çözümü "Uyuşmazlıkları Çözüm Kurulu"nda halledilemeyince sözleşmenin 14. maddesi uyarınca hakem prosedürüne başvurulduğunu, ancak tarafların 3. hakemi belirleyemediğini ileri sürerek, 3 tarafsız hakemin mahkemece seçilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, taraflar arasında sözleşme yükümlülüklerine ilişkin bir ihtilaf olduğu, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşmenin 13. maddesinde düzenlenen "Uyuşmazlık Çözümü Kurulu" toplantısı sağlanarak çözümlenemediği, tarafların kendi hakemlerini seçtiklerini, ancak 3. tarafsız hakemin seçilemediği, bu durumda sözleşmenin 14. maddesinde hakem prosedürünün uygulanmasını gerektiren açık bir uyuşmazlık bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 3. hakem olarak emekli asliye hukuk hakimi E.T'nin tayinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, HUMK'nun 520. maddesine dayalı, 3. tarafsız hakemin mahkemece seçilmesi istemine ilişkindir. Davalı vekili, cevap dilekçesi ile bu uyuşmazlığın hakemler aracılığıyla halledilemeyeceğinin tespiti amacıyla bir dava açtıklarını, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, bu ön sorun çözümlenmedikçe hakem tayini davasının talep sonucu hakkında karar verilemeyeceğini savunmuş, davacı vekili de bu davanın mevcudiyetini ve halen derdest olduğunu doğrulamıştır. HUMK'nun 519. maddesinde taraflara bir uyuşmazlığın hakemler aracılığıyla halledilip edilemeyeceği hususunda mahkemeye başvurma hakkı tanınmıştır. Davalı taraf da, kendi hakemini davacıya bildirirken yasal haklarını saklı tuttuğuna ve daha sonra HUMK'nun 519. maddesinde düzenlenen yasal hakkını kullandığına göre mahkemece, bu davanın bekletici sorun yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve kapsamına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy