(6762 S. K. m. 1290) (818 S. K. m. 49, 98) (Sağlık Sigortası Genel Şartları m. 5)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 06.05.2004 tarih ve 2002/481 - 2004/466 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete "Can Sağlığı Poliçesi" ile ilk olarak 28.092000 tarihinde bir yıl süreli olarak sigortalandığını, sigorta poliçesinin 28.09.2001 tarihinde ikinci dönem için yenilendiğini, uygulanan prim oranının da ilk dönemde yapılan muayene ve check-up sonucu müvekkilinin sağlık durumunda bazı sorunlar olduğunun saptanması nedeniyle artırıldığının bildirildiğini, ikinci sigorta dönemi içinde 18.01.2002 tarihinde müvekkilinde menüsküs yırtılması teşhis edildiğini, ameliyat için hastaneye gittiğinde davalı şirketin hastane yetkililerine ameliyat giderlerinin ödenmeyeceğini bildirmesi nedeniyle müvekkilinin ameliyatı ertelemek zorunda kaldığını, davalının ameliyat giderlerini ödemeyi kabul etmemesi ve poliçeyi feshetmesinden dolayı müvekkilinin 09.03.2002 tarihinde gerekli ödemeyi yapıp ameliyat olduğunu, müvekkilinin davalının haksız ve kötü niyetli davranışı nedeniyle ameliyatını erteleyerek gereksiz yere acı çektiğini ve sahtekarlık suçlaması altında kaldığını ileri sürerek, 10.000.000.000.- TL manevi tazminat ile ameliyat gideri olan 2.208.136.701.- TL maddi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının poliçe başlangıç tarihinden önce ortaya çıkan ve sigortalanmasına engel nitelikteki sağlık risklerini gerek ilk poliçenin tanzimi sırasında gerekse ikinci poliçenin tanzimi sırasında doldurmuş olduğu sağlık bildirim formunda müvekkili şirkete beyan etmeyerek, TTK.'nun 1290 ve Hastalık Sigortaları Genel Şartları'nın 5'inci maddesi hükümlerini ihlal ettiğini, bu nedenle müvekkili şirketin akitten caymasında ve poliçeyi iptalinde yasaya aykırı bir durum olmadığını savunarak, davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ameliyatı ile ilgili giderlerin poliçe teminatı kapsamında kaldığı, ameliyat ile ilgili giderlerin davalı sigorta şirketi tarafından haksız olarak ödenmediği gerekçesiyle davanın maddi tazminat istemi yönünden kısmen kabulü ile 2.131.939.501.- TL.sının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminatın poliçe genel şartlarında düzenlenmemesi nedeniyle yasal koşulları bulunmayan bu istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmişlerdir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı sigorta vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı tarafından ödenmeyen tedavi giderlerinin tahsili ile uğranılan manevi zararın tazmini istemlerine ilişkindir. Davacının sağlık poliçesi ile sigortalı olduğu dönemde meydana gelen rahatsızlığı nedeniyle ameliyat olmak zorunda kaldığı ancak ameliyat masraflarının davalı tarafından karşılanmadığı gibi, poliçenin de feshedildiği davalının tedavi giderlerini ödememe ve poliçeyi feshetme gerekçesinin yasaya ve poliçe genel koşullarına aykırı olduğu belirlenerek mahkemece ameliyat giderine ilişkin maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, manevi tazminatın poliçe genel şartlarında düzenlenmemesi gerekçe gösterilerek bu istemin ise reddine karar verilmiştir. Borçlar Kanunu'nun 49'uncu maddesinde, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişinin uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini talep edebileceği yolunda genel bir düzenleme mevcut olup, anılan kanunun 98/son maddesinde de haksız eylemlerden kaynaklanan sorumluluğa ilişkin hükümlerin kıyasen akde aykırı hareketlere de uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre, akde aykırı davranışın aynı zamanda karşı tarafın kişilik haklarına bir saldırı oluşturması ve bu durumun sözleşmeden doğan hakların kullanılması sınırlarını aşıp, hukuka aykırı bir hale dönüşmesi durumunda akde aykırı davranışın da manevi tazminatı gerektireceğinin kabulü gerekir. Bu itibarla mahkemece, manevi tazminat verilmesini gerektiren koşulların somut olay yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilerek sonucuna göre bu istem hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile manevi tazminatın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Kabul şekline göre de, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 04.12.2003 tarihli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 10/son maddesine göre, manevi tazminat isteminin tamamen reddi durumunda karşı taraf yararına Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yer alan maktu vekalet ücretinin hükmolunacağının düzenlenmiş olması nedeniyle mahkemece bu hüküm uyarınca davalı yararına vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, reddedilen manevi tazminat miktarı nazara alınarak vekalet ücreti tayin edilmesi doğru görülmediği gibi, yapılan yargılama giderlerinin taraflara paylaştırılmasında reddedilen manevi tazminatın da dikkate alınması, davacının kısmen kabul edilen diğer istemi nedeniyle zaten yapılması gerekli olan giderlerin de büyük oranda davacı üzerinde bırakılması sonucunu doğurduğundan yargılama giderine ilişkin olarak yapılan paylaşımın da hak ve nesafete aykırı olduğunun kabulü ile kararın kabul ediliş biçimi bakımından anılan yönlerden de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, temyiz harcı peşin alındığından davalıdan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy