(818 S. K. m. 125, 128, 306) (6762 S. K. m. 309, 340)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 01.06.2004 tarih ve 2002/309-2004/764 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.07.2005 günde davalılar (birleşen davanın davacıları) avukatı M. G. ile R. S. S. gelip, davacı (birleşen davanın davalıları) avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. O. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı K. Y. vekili, asıl dava dilekçesinde, müvekkili ile davalılardan S. K. arasında 1996 yılı Ağustos ayında yapılan mutabakat gereği 01.09.1996-03.04.1998 yılları arasında toplam tutarı (661.979.367.400) TL.ye ulaşan borç para verildiğini, bu borcun verilme nedeninin, davalıların o tarihte içerisinde bulundukları ekonomik zorlukları atlatabilmeleri amacına yönelik olduğu, müvekkili tarafından verilen borca mukabil davalılar tarafından muhtelif tarihlerde ödemede bulunulduğu ancak, davalıların bu borcun 393.000 USD.'lik kısmını ödemeden temerrüde düştüklerini, davalıların temerrüt tarihlerinden itibaren birikmiş (235.800) USD temerrüt faizi borçlarını da bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydıyla (10.000) USD.'nin fiili tahsil tarihindeki TL. karşılığının, işleyecek %18 temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, birleşen dava dilekçesinde ise, davacıların davalılardan R. S. K. ve şirketin şoförü A. M.'ye ait banka hesabına havale edilen paralarla şirketin piyasaya olan borçlarının ödendiğini, yine müvekkili S. Y.'ın K. Y. adına davalı tarafa çek keşidesi suretiyle (18.902.106.442) TL. verdiğini ileri sürerek, alacak toplamı olan (208.420.553.442) TL.'nin alacağın muaccel olduğu 30.05.1998 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, öncelikle alacağın zamanaşımına uğradığını, Kozmepar A.Ş.'nin 1996-1998 yılları arasında hiç bir icra takibine uğramadığını, kullanılan teminat mektubu nedeniyle müvekkili S.'a ait evin ipotek verilmişse de, teminat mektubunun iadesiyle ipotek şerhinin kaldırıldığını, gerçekte davacı K. Y.'in müvekkili A. M. adına hesap açtırarak çek karnesi alıp, A. M. üzerinden işlemler yaptığını, davaya konu paraların davacılar haricinde hiç kimse tarafından kullanılmadığını, iddiaların asılsız ve hayali olduğunu belirterek, faize, faizin başlangıç tarihine ve müşterek-müteselsil talebine itiraz ederek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davacı taraf isteğinin BK.'nun 306'ncı maddesine tanımlandığı, BK.'nun 125 ve 128'nci maddeleri değerlendirildiğinde alacağın zamanaşımına uğramadığı, davacılardan K. Y.'in kendi adını kullanmak için davalılardan A. M.'yi kullandığı savunmasının doğruyu yansıtmadığının gerek banka kayıtlarından gerekse sunulan çeklerdeki ciro silsilesinden açıkça anlaşıldığı, yapılan savunmaların kapsamı ve isticvap değerlendirildiğinde, A. M.'nin davalı şirketin tasfiye memuru olması, çeklerdeki ciro silsilesi, S. K.'ın davalı şirket yöneticisi olmaları hususu birlikte değerlendirildiğinde davacıların hesaplarından transfer olan meblağın makul olarak, ancak bir ödünç sözleşmesinin varlığı ile açıklanabileceği, davalı A. M.'nin hesabına aktarılan paraların bu davalı tarafından kullanıldığı ve davalının parayı davacıya ait işlerde kullandığını kanıtlayamadığı, gönderilen ihtarname ile tüm davalıların temerrüdünün sağlandığı gerekçeleriyle, davanın kabulü ile (236.882.094.820) TL. alacağın, (146.198.447.000) TL.'sine dava tarihinden işleyecek faiz yürütülmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil ine karar verilmiştir.
1- Davacılar vekili birleşen davalarında 2002/309 esas sayılı dosyaya ibraz etmiş olduğu 29.11.2002 ve 17.03.2003 tarihli dilekçelerinde dört bent halinde alacaklarının nasıl oluştuğunu açıklamış olup, davalılardan A. M.'nin banka hesabına gönderilen paraların ve S. D. keşideli K. Y. cirolu çeklerin davalı şirketin borçlarının kapatılmasında kullanıldığı ifade edilmiş bulunmaktadır. Davalılardan R. S. K. davalı A.Ş.'nin ortağı olup, şirketin borcundan dolayı kişisel bir taahhüdü olmadıkça sorumlu tutulması mümkün değildir. Mahkemece şirketin borcundan dolayı kaideten şirket tüzel kişiliği sorumlu olduğu ve olayla da TTK.'nun 340'ncı maddesi yollamasıyla 309'ncu maddesinin uygulamasına ilişkin bir iddia da söz konusu olmadığı halde, iddia edilen borçtan dolayı davalı R.S. K.'ın hangi nedenle sorumlu olduğu karar yerinde tartışılıp gerekçelendirilmeden, bir başka ifadeyle husumet itirazı değerlendirilmede, hükmedilen miktardan bu davalının da sorumlu tutulmuş olması doğru görülmemiştir.
2- Davalılar vekili, yargılamanın muhtelif aşamalarında müvekkillerinden A. M.'nin davacı K. Y.'in gizli kasası olduğunu, A. M.'nin banka hesabına gelen paraların borç olarak gönderilmediğini, bu paralarla davalı A.Ş.'nin borçlarının kapatılmış olmadığını, bilakis K. Y. tarafından kullanıldığını, A. M. hesabından çekle yapılan ödemelerin araştırılmasını isteyerek bunun sonucunda bu hesap ile K. Y. arasındaki bağlantının belirleneceğini açıklamış, mahkemece bu savunma üzerinde hiç durulmamıştır. Öte yandan paranın davalı şirket hesabına değil de, şirket ortağı A. M.'nin banka hesabına gönderildiği halde, nasıl ve ne şekilde davalı şirketin borçlarının tasfiyesinde kullanıldığı üzerinde de durulmamış, davacılar vekilinin delil listesinde bu yöne ilişkin olarak açıkladığı delilleri hiç değerlendirilmeden soyut gerekçelerle davalı şirketin sorumluluğu cihetine gidilmiştir.
Bu durumda mahkemece öncelikle davalı A. M.'nin savunması üzerinde durulup, hesaba gelen paraların K. Y. tarafından mı kullanıldığı araştırılıp, bilirkişi incelemesi de yaptırılarak bu savunma sabit görülmez ise, bu defa davacılar vekilinin 29.11.2002 ve 17.03.2003 tarihli dilekçelerinde iddia edip, açıkladığı şekilde davalı şirketin borçlarının kapatılmasında kullanılıp kullanılmadığına ilişkin olarak davacıların dayandığı deliller toplanıp değerlendirilmek ve gerekli bilirkişi incelemesi de yaptırılmak sureti ile A. M.'nin hesabına gelen paralardan davalı şirketin yararlanıp, yararlanmadığı ve şayet yararlanmış ise iadesi gerekip gerekmediği belirlenerek ve bu aşamada davalı A. M.'ye husumet düşüp düşmeyeceği üzerinde de durularak, sonucuna uygun bir karar verilmek gerekir.
Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy