(818 S. K. m. 20, 21)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.06.2004 tarih ve 2003/456 - 2004/207 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili adına, davalı bankanın Karşıyaka şubesinde hesap açıldığını, mevduatının bankada günlük ve vadeli mevduat olarak değerlendirildiğini, işlem tarihindeki faiz oranlarının uygulandığını, bu oranın İMKB faizlerinin çok altında olduğunu, davalının haksız olarak faiz farkı adı altında kesinti yaptığını ileri sürerek, şimdilik 2.322.358.487.-TL. nın faizi ile birlikte tahsilin istemiştir.
Davalı banka vekili, davacının (O/N) işlemleri yaparak normalin çok üzerindeki oranlarda faiz aldığını, müvekkili bankanın BDDK kararı ile TMSF'ye devredildiğini, Fon'a devrinden sonra gabin teşkil eden yüksek faiz oranının BK.nun 20 ve 21 nci maddesi gereğince kısmi butlan kabul edilerek tenkisata tabi tutulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
TMSF vekili, davanın Fon'un merkezi Ankara'da ve idari yargı yerinde açılması gerektiğini, davalı bankanın tüzel kişiliğinin devam ettiğini, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, TMSF'ye karşı açılan davanın husumet yönünden reddine, diğer davalılara karşı açılan davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizce banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulmuş mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek bilirkişi raporuna göre uygulayacağı faiz oranlarını umuma ilan eden bankanın müzayaka halinde olamayacağı, büyük mali güce sahip olup münferit müşterisinin gabinine maruz kalamayacağı, davacının mevduatın aynı şartlarla başka bankalarda da nemalandırılabileceği gerekçesiyle davalı TMSF yönünden verilen önceki karar kesinleştiğinden bu davalı yönünden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, banka tarafından ödenmeyen mevduat faizi alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyulmasına karar verilmiş ancak bozma ilamında belirtildiği şekilde oluşturulan bilirkişi kurulundan alınan ve bozma sonrası benimsenen raporlar, bozma öncesi alınan bilirkişi kurulu raporunda olduğu üzere, banka kayıtları incelenmeden dosya üzerinden hazırlanmış ve sırf davalı bankanın uyguladığı faizlerin, İMKB'nın ve kamu bankasının uyguladığı faizler ile karşılaştırılmasıyla sonuca varmış olup, uyuşmazlığı çözmeye yeterli değildir. Mahkemece, bozmaya uyulduğu halde, bozma gerekleri kısmen yerine getirilerek eksik inceleme ile davalının savunmasında geçen ve bozma ilamında unsurları açıklanan gabin koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Somut olayda davalı banka vekili müvekkilinin müzayaka halinde bulunduğunu ileri sürmüş olup, davacı tarafa sözleşmede öngörülen faiz miktarının aşırı görülen kısmının ödenmemesi, davalı bankanın dönme iradesini gösterir. Benzer uyuşmazlıklarda beliren Dairemiz görüş ve ilkeleri doğrultusunda doğrudan banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak, ilgili dönemde davalı bankanın mali durum ve bünyesinin ayrıntılı analizine dayalı şube sayısı, aktif pasif durumu, ağırlıklı işlem hacmi gibi hususlar üzerinde durularak gabinin subjektif unsuru olan müzayaka halinin bulunup bulunmadığının saptanmasında zorunluluk görüldüğünden, BK.nun 21 nci maddesi hükmü uyarınca mahkemece, sözleşmede edimler arasında açık bir dengesizlik (objektif unsur) bulunup bulunmadığı, şayet bir nispetsizlik var ise, bunun bankanın o tarihlerde içerisinde bulunduğu koşullara göre, müzayakadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda (subjektif unsur), banka kayıtları üzerinde ekonomist, bankacı ve borçlar hukuku sahalarında uzman öğretim üyelerinden oluşacak yeni bir bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak ya da ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu şekilde banka kayıtları üzerinde yapılan incelemeye dayanmayan bilirkişi raporlarına göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 21.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy