(1086 S. K. m. 87)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9. Ticaret Mahkemesince verilen 13.05.2004 tarih ve 2002/790-2004/204 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.07.2005 gününde davacı avukatı B.Ö. ile davalı avukatı T.Ç. gelip temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait hesaptan davalı banka şubesi operasyon yönetmeni N.B.'nin usulsüz işlemleri sonucunda 17.05.2002 tarihi itibariyle 67.177.999.922 TL. ve 8.209.93 USD eksiklik bulunduğunun belirlendiğini ileri sürerek, ıslah ile birlikte 87.617.688.493 TL. ve 8.369.93 USD'nin dava tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının, banka çalışanına verdiği 27.08.1997 tarihli talimat ile ona para çekilerek hesabın kapatılması konusunda yetkilendirdiğini, davacı ile personel arasında bu şekilde vekalet ilişkisinin oluştuğunu, bankanın bu ilişki dışında kaldığını ve sorumluluğu bulunmadığını, ilgili görevlinin usulsüz işlemler nedeniyle iş sözleşmesinin bozulduğunu, iş mahkemesinde alacak davası açıldığını ve zimmete dayalı olarak da ağır ceza mahkemesinde dava bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının banka görevlisi N.'ye 27.08.1997 tarihinde verdiği belgenin mutad bankacılık uygulamasında kullanılmayan belge olduğu ve sadece mevcut hesapları kapatma yetkisi içerdiği, kapanan hesap bakiyesini ahzu-kabz yetkisi vermediği, hesap üzerinden her türlü bankacılık işlemi yapılmasının ancak geçerli ve içerik itibariyle yeterli ahzu-kabz yetkisi içeren noter onaylı vekaletname ile mümkün olduğu, kasada işlem gören tediye fişlerinde davacının imzasının olmadığı, davacının davalı bankaya karşı keşide ettiği temerrüt ihbarının tebliğ edildiği tarih itibariyle bankadaki alacağın 71.169.602.567 TL. ve 8.230.69 USD olduğu gerekçesiyle, bu miktarların davalıdan tahsiline 5.000.000.000 TL.'lik kısmı için dava tarihinden itibaren, bakiyesine ise ıslah tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı, tarafların vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davacı, hesabında bulunan paranın tutarını belirtmeksizin 10 gün içinde ödenmesini içeren ihtarname keşide etmiş olup ihtarın tebliğinden itibaren 10 günlük sürenin dolduğu tarih itibariyle davalı temerrüde düşmüştür. Davacı, temerrüt tarihi itibariyle ne kadar alacaklı ise ancak onu isteyebilir. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, uzman bilirkişi ( ler )den rapor alınarak davalının temerrüdü tarihi itibariyle davacının hesap türleri belirlenip anapara ve anaparaya hesap türü itibariyle işletilmesi gereken akdi faiz tutarının belirlenmesi, temerrüt tarihi itibariyle anaparaya dönüşen toplam miktara temerrüt tarihinden itibaren dava tarihine kadar temerrüt faizi tutarının hesaplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3- Öte yandan; davalı bankanın temerrüt tarihi itibariyle borçlu olduğu asıl alacak miktarı belirlendikten sonra davacının talebi ile bağlı kalınarak ıslah edilen asıl alacak tutarına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle dahi davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın taraflar yararına, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle de davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400,00 YTL. duruşma vekillik ücretinin taraflardan alınarak yekdiğer tarafa verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 14.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy