(818 S. K. m. 61)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.04.2004 tarih ve 2003/394-2004/240 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının hisse devri yolu ile ortak olduğunu, müvekkili kooperatif tarafından Toplu Konut Kredisi kullandırıldığını, kredi geri ödemeleri sırasında davalının gerekli işlemleri yapmadığını, kooperatifin daha fazla zarara uğramaması amacıyla davalı payının müvekkili tarafından ödendiğini, davalının ödeme miktarı kadar sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, 5.305.572.126 TL.nin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin haricen satın aldığı dairenin toplu konut kredisinden yararlandırılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre toplu konut kredisi kullanan ortaklar listesinde davalının devraldığı hissenin de bulunduğu, davacı kooperatifin ferdileşmeye geçmek ve kredi geri ödemesinde temerrüde düşmemek amacıyla davalıya ait kredi borcunu ödediği gerekçesiyle 4.785.572.126 TL.nin reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kooperatif üyesi adına ödendiği iddia edilen toplu konut kredi borcunun tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi, karara esas alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Davacı, davalıya ait payın ilk ortağının toplu konut kredisi kullandığını, devralan davalının bundan sorumlu olduğunu iddia etmiştir. Davacı kooperatifin toplu konut kredisi kullandığı, 110 ortağın kredi talebinde bulunduğu, kredi talep etmeyen ortakların fazla ödeme yaptığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı, 8052 Ada, 4 parsel, A Blok, 7. Kat, 13 nolu dairenin üyelik hakkını Yönetim Kurulunun 18.04.2002 tarihli kararı ile Şükran Köstebek'ten devraldığını beyan etmiş olup, bu kişinin de 20.2.2001 tarihinde Ziya Sönmez'den devraldığı kayıtların incelenmesinden anlaşılmaktadır. Ancak, anılan ortaklığın ilk olarak kime ait olduğu davacı kayıtlarının eksik ve yetersiz tutulması nedeniyle bilirkişice tespit edilememiştir. Öte yandan, davalıya ortaklığın devriyle verilen dairenin devreden Ziya Sönmez'e nasıl geçtiğine dair kayıtlarda bir bilgiye de rastlanılmamıştır. Bilirkişi tarafından kredi kullananların tespiti bakımından banka kayıtları üzerinde araştırma yapılmamıştır. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, davalının devraldığı ortaklık payı itibariyle toplu konut kredisi kullanılıp kullanılmadığının açıklığa kavuşturulması gerekir. O halde, mahkemece, kredi almayanların daha fazla aidat ödemesinde bulundukları iddia edildiğinden kooperatif kayıtları üzerinde davacının ve devraldığı kişilerin aidat ödemeleri ile kredi kullanan ortakların aidat ödemelerinin tespiti ile kredi kullanımıyla ilgili Toplu Konut İdaresi ve ilgili bankayla olan yazışma örnekleri de dosyaya getirtilip, öncelikle ortaklara konutların nasıl tahsis edildiği, üyeliğe girerken bir tahsisin yapılıp yapılmadığı, kur'a sonucu verilip verilmedikleri, kredi talep eden 110 adet üyenin kimler olduğu, kredi talep ve eki başvurularda üyelerin adlarıyla tahsis edilen konutların da bildirilip bildirilmediği, davalının iktisap ettiği payın, tahsis edilen konutla birlikte değerlendirilerek kredi kullanılan paylar arasında yer alıp almadığı noktalarında etraflıca uzman bilirkişi kurulu ile gerektiğinde mahallinde inceleme yaptırılıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy