(6762 S. K. m. 1290) (Sağlık Sigortası Genel Şartları m. 5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.09.2003 tarih ve 1999/1052-2003/946 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ve davalı ve karşı davacı M Sağlık Hizmetleri Yönetim ve Danış.A.Ş. ile davalı A Hayat Sigorta A.Ş. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.12.2004 günde taraf avukatları tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi A... Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı sigorta şirketi nezdinde sağlık sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu dönemde sırtındaki rahatsızlık nedeniyle, diğer davalı M Sağlık Hizmetleri Yönetim ve Danış. A.Ş.nin verdiği onayla ameliyat olduğunu, ameliyat sonrasında tedavinin devamı esnasında M Sağlık Hizmetleri Yönetim ve Danış. A.Ş. şirketi tarafından hastaneye faks çekilerek tedavi masraflarının beyansız hastalık kapsamında bulunduğundan ödenmeyeceğinin bildirildiğini, oysa rahatsızlığın gizlenmesinin söz konusu olmadığını, davalıların tutumu yüzünden hastane yönetiminin kötü muamele ve hakaretlerine maruz kaldığını ileri sürerek, ( 3.184.000.000 ) TL. tedavi gideri ile her bir davalıdan ayrı ayrı ( 1.000.000.000 )'ar TL. olmak üzere toplam ( 2.000.000.000 ) TL manevi tazminatın 27.07.1999 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, karşı davanın reddini istemiştir.
Davalı A hayat Sigorta A.Ş. vekili, davacının tam sağlıklı olduğuna dair beyanına istinaden sigorta sözleşmesinin kurulduğunu, davacının ameliyat olduğu rahatsızlığının sigorta poliçe başlangıcından önce de teşhis edilmiş olmasına rağmen beyan edilmediğini, müvekkilinin poliçe genel şartlarının 5/a maddesi hükmü uyarınca cayma hakkını kullandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı M Sağlık Hizmetleri Yönetim ve Danış. A.Ş. vekili, davaya cevabında, davacının hastalığının poliçenin tanziminden önce varolması ve hastalığının mevcut beyansız hastalık kapsamında olması nedeniyle, Hastalık Sigortası Genel Şartları'nın 5. maddesi ile Özel Şartları'nın standart istisnaları nedeniyle teminat dışında bulunduğunu belirterek, davanın reddini istemiş, birleşen davasında ise, davalı N Rulmanları Tic. ltd. Şti.nin müvekkili şirket ile anlaşmalı A Hayat Sigorta A.Ş.ne çalışanı davalı A... K'yı sigortalattığını, sigortalının rahatsızlığı nedeniyle yapılması gereken operasyon için müvekkili şirketten onay istendiği, müvekkilinin sigortalının başvurusundaki beyanı doğru kabul edilerek onay verildiğini, ancak yatış süresi içerisinde sigortalının mevcut hastalığını gizlediği anlaşıldığından tedavi masraflarının karşılanmayacağının hastaneye bildirildiği, ancak, onay süreci içerisinde gerçekleşen masrafların sigorta şirketinin zor durumda kalmasını önlemek için hastaneye ödendiğini ileri sürerek, ( 4.738.772.847 ) TL. maddi ve ( 1.000.000.000 ) TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı N Rulmanları Ortadoğu Tic. ltd. Şti. vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davacının sözleşmenin kurulması aşamasında kasıtlı davranması halinde sigortacının cayma hakkını kullanabileceği, kasıt bulunmayan hallerde ise sigortacıya cayma hakkı tanınmadığı, sadece fesih hakkı tanındığı, bu nedenle davacının talep etmiş olduğu ( 3.184.000.000 ) TL operatör ücreti ile korse bedelinin sigorta poliçesi teminatı içinde kaldığı, davacının hastanede ameliyat sonrası bakım ve tedavisi sırasında sigortadan gelen yazıda hastane masraflarının ödenmeyeceğinin kendisine bildirilmesi üzerine derin bir elem ve ızdırap duyduğunu ve manevi tazminat talebinin yerinde olduğu, birleşen davada davacı M Sağlık Hizmetleri Yönetim ve Danış. A.Ş.'nin ödediği parayı istirdadının mümkün olmadığı gerekçeleriyle, asıl davanın kabulü ile ( 3.184.000.000 ) TL.nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, her bir davalıdan ( 1.000.000.000 )'ar TL. manevi tazminatın ayrı ayrı faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili, davalı ( birleşen davada davacı ) M Sağlık Hizmetleri Yönetim ve Danış. A.Ş. vekili ile davalı A Hayat Sigorta A.Ş. vekilince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı A Hayat Sigorta A.Ş ve davalı ( birleşen davada davacı ) vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Asıl davada istem, hastalık ( sağlık ) sigortası poliçesinden kaynaklanan sigorta bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının davalı sigorta şirketinden evvel dava dışı İ Hayat Sigorta A.Ş nezdinde sigortalı olduğu, bu şirkete karşı beyanda bulunurken kendisinde olan "skolyoz" hastalığını beyan ettiği ve bu hastalıkla ilgili tüm harcamaların istisna tutulduğu, davalı sigorta şirketi nezdinde yapılan başvuruda ise, sigortalının kendisine sorulan ihbarı gereken "Sırt ve bel ile ilgili hastalıklar" bölümünde beyanda bulunmayarak, formda bulunan kutucuğu işaretlemediği anlaşılmaktadır.
Can sigortalarında da uygulanması gereken TTK.nun 1290. maddesinde sigorta ettirenin kasten yanlış ve gerçeğe aykırı beyanda bulunması halinde, sigortacıya sigorta sözleşmesinden cayma hakkı tanınmıştır. Yukarıda özetlenmeye çalışılan somut olayda, davacı tarafından kendisince bilinen bir rahatsızlık sigortacıdan kasten gizlenmiş durumdadır. Zira, sigortalının daha önce sigortalısı olduğu şirkete mevcut rahatsızlığını bildirdiği halde, davalı şirket nezdinde yaptığı başvuru esnasında bu hususta beyanda bulunmaması, daha önce teminat dışı bırakılan rahatsızlığın, bu defa teminat kapsamı içinde kalması niyetine yönelik davranış şekli, böyle bir yorumu kaçınılmaz kılmaktadır. Bu bağlamda, davalı sigortacı kasten kendisinden gizlenen bir hastalıktan doğan tazminatı ödemekle sorumlu tutulamaz. Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen poliçe üzerinde "kayıt tarihi;13.11.1997" ibaresi ise sadece, sigortalının daha önceden de sigortalı olduğunun bilindiğini gösterip, davaya konu beyansız rahatsızlığın davalı sigortacı tarafından bilindiğini kanıtlamaz. Mahkemece, açıklanmaya çalışılan nedenlerle asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamış ve kararın asıl davanın davalıları yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar A Hayat Sigorta A.Ş ile davalı ( birleşen davada davacı ) M A.Ş vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın asıl davanın davalıları yararına BOZULMASINA, ( 3 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, taraflar duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 07.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.