(1163 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Safranbolu Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.03.2004 tarih ve 2003/59 - 2004/46 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.07.2005 günde davacılar asil K. ve vekili Avukat K.Ö. ile diğer davacılar Avukatı O.B. ve davalı Avukatı M.A.T. geldiler, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A.S. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekilleri, asıl ve birleşen dava dilekçelerinde, müvekkillerinin davalı kooperatifin 2001 yılında görev yapmış olan yönetim ve denetim kurulu üyeleri olduğunu, 23.02.2003 tarihinde yapılan kooperatif genel kurul toplantısında karar nisabı oluşmaksızın 2001 yılı yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılmasına karar verildiğini, bu şekilde alınan kararın batıl olduğunu, kaldı ki, davalı kooperatifin 13.01.2002 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında sorumluluk ve tazminat davası açılmaması yönünde karar alındığını ve bu kararın kesinleştiğini, bu durumun yasaya, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gibi, davacıların lehlerine oluşan müktesep hakları ihlal ettiğini ileri sürerek, karar yeter sayısı oluşmadan alınan genel kurul kararının batıl olduğunun tespitine, aksi halde gündemin 10'uncu maddesiyle alınan kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif vekili, müvekkili kooperatifin 48 ortağı olup, iptali talep edilen gündem maddesinin görüşülmesine 30 ortağın katıldığı, Kooperatifler Kanunu'nun 50'nci maddesine göre davacıların oylamaya katılmadıkları, oy kullanabileceklerin böylece 23 kişi olduğu, bu durumda 15 oyla alınan kararda nisabın oluşmadığından söz edilemeyeceği, davacılar hakkında 13.01.2002 tarihli genel kurulda ibra edilmemelerine rağmen haklarında sorumluluk davası açılmaması yönünde karar alınmışsa da, bu yöndeki kararın kazanılmış hak doğurmayacağı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davaya konu 23.02.2003 tarihli genel kurul toplantısının 10'uncu maddesinin oylanması esnasında mevcut olan 30 ortağın, kooperatif anasözleşmesinin 24/5 'inci maddesi gereğince davacılar dışarıda bırakılarak, 23 ortağın oy kullandığı, 15 üyenin olumlu oyuyla alınan kararda sayısal yönden bir usulsüzlük bulunmadığı, 13.01.2002 tarihli genel kurul toplanbsında kooperatif yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında dava açılmaması yönünde karar alınmış ise de, alınan bu kararın müktesep hak teşkil etmediği, diğer yandan genel kurul toplantılarında önceki kararların aksi yönünde karar alınmasına engel bir hüküm bulunmadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl ve birleşen dava davacıları vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Asıl ve birleşen dava, davalı kooperatif eski yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davacılar hakkında sorumluluk davası açılmasına yönelik 23.02.2003 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararın iptali istemine ilişkindir.
Davacılar hakkında görev yaptıkları faaliyet dönemleriyle ilgili olarak, aynı maddi olaylara dayanılarak 13.01.2002 tarihli genel kurul toplantısında sorumluluk davası açılmaması yönünde karar alındığı halde, bu defa 23.02.2003 tarihli genel kurul toplantısında dava açılması yönünde karar alındığı iddia edilmiş, davalı kooperatif vekilince her iki genel kurul kararının farklı dönem ve olaylara ilişkin olduğu yönünde bir savunma getirilmeyerek, iddia benimsenmiş, sadece genel kurulun daha önce almış olduğu bir kararı bilahare değiştirebileceği savunulmuştur. Kural olarak, kooperatif genel kurulunca alınan bir karar sonraki bir genel kurul kararı ile değiştirilebilirse de, bunun istisnalarından bir tanesi alınan kararın daha önceki kararla ortaya çıkan müktesep hakları ihlal etmemesi koşuludur.
Somut olayda, 13.01.2002 tarihli genel kurul kararıyla davacılar hakkında sorumluluk davası açılmamasına karar verildiğine göre, artık bu karardan dönülerek bu defa dava açılması yönünde alınan genel kurul kararı bu hususta davacıların kazanılmış haklarına tecavüz teşkil edeceğinden, 23.02.2002 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 10'uncu maddesine alınan kararın iptaline karar verilmesi gerekirken, aksine bir takım gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekillerinin vekalet ücreti takdirine yönelik temyiz itirazlarının ise incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ( 3 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekillerinin vekalet ücreti takdirine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy