(818 S. K. m. 41, 53) (6762 S. K. m. 806) (2918 S. K. m. 86)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kavak Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 04.10.2003 tarih ve 2001/357-2003/284 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.09.2005 günde davacı avukatı Erendiz Önal ile davalılardan Ulusoy Seyahat Nak. A.Ş. avukatı M. Kemal Köseler gelip, diğer davalılar avukatları tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekilleri asıl ve birleşen dava dilekçelerinde, davalı firmanın işlettiği, davalılardan Salim Yılmaz'ın maliki, Hasan Yılmaz'ın sürücüsü, diğer davalının sigortacısı bulundukları otobüste yolcu olarak bulundukları esnada meydana gelen trafik kazası neticesinde yaralandıklarını ileri sürerek, müvekkillerinden Sebahat için (1.000.000.000) TL. manevi ve tedavi gideri ile iş ve güçten kalma karşılığı (1.100.000.000) TL. maddi, Kadriye için (16.000.000.000) TL. maddi, (100.0/00.000.000) TL. manevi, Ayşe için (4.600.000.000) TL. maddi, (10.000.000.000) TL. manevi, Merve için (1.300.000.000) TL. maddi ve (10.000.000.000) TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Ulusoy Seyahat Nakliyat A.Ş. vekili, yetki ilk itirazında bulunarak, kazaya karışan aracın müvekkili şirketle hiçbir ilgisinin bulunmadığını, aracın maliki ve işleteni olmayan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı Ulusoy Koll. Şti. vekili, kazada otobüs sürücüsü Hasan Yılmaz'ın hiçbir kusurunun bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı Güneş Sigorta A.Ş. vekili, müvekkilince ferdi kaza sigorta poliçesiyle 15 kişi için toplam (30.000.000.000) TL. tutarında teminat verildiğini, kazada ise 36 kişinin yaralanmış olması nedeniyle proporsiyon yapılarak paylaşım için başvuruların beklendiğini, davanın reddini istemiştir.
Davalılar Salim ve Hasan Yılmaz vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davalı sürücü Hasan Yılmaz hakkında yapılan ceza yargılaması esnasında alınan Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi ve İTÜ raporlarında Hasan Yılmaz'ın kusursuz olduğunun belirlenmesi ve bu durumun trafik kazası tespit tutanağına da uygun olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Dava, davacıların yolcu olarak bulundukları otobüsün karıştığı trafik kazası neticesinde yaralandıklarından bahisle, açılmış, maddi, manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ceza yargılaması esnasında alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi ve İTÜ bilirkişi raporlarında sürücünün kusursuz olduğunun belirlendiği, bu durumun trafik kazası tespit tutanağındaki oluşa uygun düştüğünden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, BK'nun 53. maddesi hükmüne göre, hukuk hakimi (...kusur olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair hükümleri ile bağlı olmadığı gibi ... kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin...) hususunda da keza ceza mahkemesi kararı ile bağlı değildir. Somut olayda, sürücü hakkında ceza mahkemesince verilen beraat kararı kesinleşmediği gibi, anılan kararın kusurun var olup olmadığı veya nispeti hususunda hukuk hakimini bağlaması da düşünülemeyeceğinden, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle, sürücünün, taşıyıcının ve araç malikinin sorumluluğunun BK'nun 41 vd., TTK'nun 806 ve 2918 sayılı Yasanın 86. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, yetersiz inceleme ve hatalı gerekçe ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenlerle davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy