(818 S. K. m. 158, 159)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 06.05.2004 tarih ve 2003/425-2004/316 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan temsilcilik sözleşmesinin davalı tarafından tek taraflı ve kayıtsız şartsız olarak feshedildiğini, davalı şirketin müvekkili aleyhine sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiği iddiasıyla açtığı maddi ve manevi tazminat davasının reddedilerek kesinleştiğini, sözleşmenin 18. maddesinde tek taraflı fesih halinde (5.000) ABD Doları cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının bazı fiileri için açılan davanın bu davada kesin hüküm oluşturmayacağını, davacının başka ihlallerinin de bulunduğunu ve feshin haklı nedene dayandığını, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini ve cezai şart miktarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak daha önce görülen davada, davalının sözleşmeyi paklı nedenler olmaksızın feshettiğinin kesin hükme bağlandığı, sözleşmenin 18. maddesindeki tazminatın hukuki nitelik itibariyle BK.nun 158/1 nci maddesinde düzenlenen seçimlik cezai şart olduğu, BK.nun 159/1 nci maddesi uyarınca zarar olmasa ve temerrüde düşürülmesi dahi cezai şartın istenebileceği, tacir olan davalının cezai şartın fahiş olduğunu savunmayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 20.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy