(6762 S. K. m. 1269, 1270) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.04.2004 tarih ve 2002/1369 - 2004/392 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkil şirkete ait ve davalı şirkete kasko sigortalı aracın uğradığı hasar bedelinin usulüne uygun müracaata rağmen davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik (7.673.941.200-) TL.nın olay tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kazanın istiap haddinden fazla yük ve yolcu taşınması sırasında meydana geldiğini, Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın A.5.10 ncu maddesi uyarınca hasar bedelinin teminat kapsamı dışında olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, trafik kazası tespit tutanağında ve ekspertiz raporunda, kazanın istiap haddinin aşılması nedeniyle meydana geldiğine ilişkin bir tespitin bulunmadığı, istiap haddinin aşılması ile kaza arasında illiyet bağı olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, (7.635.789.220.-) TL.nın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. TTK.nun 1269 ncu maddesi uyarınca, bir kimsenin malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirmesi mümkün olduğu gibi, aynı yasanın 1270 nci maddesi uyarınca bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda, sigortalı konumunda olan rehin hakkı sahibi olduğuna göre, sigortadan tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir ve sigorta ettiren ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatini almak ve o suretle sigortadan, şayet kendi menfaatide zedelendiği taktirde, tazminat istemek hakkına sahip olur. Mahkemece, böyle bir durumda davacılık sıfatının araştırılması bakımından yapılacak iş; davacıya asıl dava ve talep hakkına sahip sigortalı bankadan davaya muvafakat ve icazetleri olduğunu belgelendirmesi için mehil vermek, bu usuli işlem tamamlandığı taktirde davacının dava hakkının bulunduğunu kabul ederek işin esasının incelenmesine girmekten ibarettir.
Somut olayda da, dava konusu kasko sigorta sözleşmesinin, dain ve mürtehin kaydıyla, dava dışı Etibank Dalyan Şubesi lehine düzenlendiği anlaşıldığından, mahkemece yukarıda açıklanan usuli eksiklik giderilmeden ve davacının dava hakkının bulunup bulunmadığı tespit edilmeden işin esasının incelenmesine girişilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı sigortacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy