(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.03.2004 tarih ve 2000/650-2004/134 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.11.2005 günde davacı avukatı E. Sakızlı ile davalı avukatı N. Gürol gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin tahsil amacıyla davalıya teslim ettiği 3 adet toplam 9.000.000.000 TL. lik bononun, keşidecisi şirketin davalı bankaya olan kredi borcunun teminatı olarak alındığı gerekçesiyle bedellerinin ödemediği gibi bonoların da iade edilmediğini ileri sürerek, bono bedellerinin en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, sözü edilen bonoların kredili firma tarafından teminat olarak bankaya verildiğini ve son cironun da kredili firmaya ait olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının dava konusu olan bonoları senet tevdi bordrosu ile davalıya verdiği, bordroda veriliş amacının belirtilmediği, ancak, davacının bankaya herhangi bir borcu olmadığı, anılan bonolarla birlikte 3 adet 2.500.000.000 TL. tutarlı keşidecisi aynı, lehtarı Ö. P. Ltd. Şti. olan bonoların bankaya lehtar firmanın kredi borcunun teminatı olarak verildiğine ilişkin senet tevdi bordrosu davalı yanca ibraz edilmiş ise de, bu bordronun davalı bankaca alındığına ilişkin imza ve kaşenin bulunmadığı gibi tarihsiz olduğu, bu nedenle bu tevdi bordrosunun gerçeği yansıtmadığı, dava konusu bonolar üzerinde son ciranta Ö. Ltd. Şti. nin kaşesinin olmadığı, davacı tarafça ibraz edilen senet tevdi bordosuna davalının itirazının bulunmadığı, her ne kadar bordroda senetlerin hangi amaçla tevdi edildiği belirtilmemiş ise de, davacının davalı bankaya herhangi bir borcunun olmaması, davacının son ciranta ile de herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmaması nedeniyle bonoların tahsil amacıyla verildiğinin kabulünün gerektiği, önce bankaya tahsil amacıyla tevdi edilen bonoların sonradan teminat olarak verilebilmesi için lehtarına iade edilmeleri ve lehtarın da dava dışı kredi borçlusu şirkete ciro etmesi gerektiği, bankaca senetlerin davacıya iade edildiğine ilişkin delil sunulmadığı, anılan bonolar kendisine iade edilmeyen davacı aleyhine ayrıca davalı yanca icra takibine de girişildiği gerekçesiyle 9.000.000.000 TL. nin reeskont oranı üzerinden faiz uygulanmak üzere davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davalı bankaya tahsil amacıyla verilen bonoların bedelleri bankaca vekil hamil sıfatıyla borçlusundan tahsil edildiği takdirde bankanın tahsil ettiği miktar kadar davacıya iade yükümlülüğü söz konusu olup, ayrıca bono bedellerinin davalı bankanın kusuru sebebiyle tahsil edilememesi halinde sorumluluğuna gidilebilir. Ne var ki, somut olayda bu aşamada bono bedellerinin borçludan tahsil edilemediğine ilişkin davacının bir iddiası bulunmadığından banka aleyhine tahsil kararı verilmesi mümkün değildir.
Davalı bankanın, bonoların dava dışı 3. şahsın bankaya olan borçlarının teminatı olduğu iddiasıyla borçlu şirket ve davacı aleyhine icra takibine konulduğu da bir gerçektir. Bu durumda davacının, banka aleyhine ancak menfi tespit ve bonoların istirdadı amacıyla dava açması gerekir.
Mahkemece bonoların davalı bankaya tahsil amacıyla verildiği kabul edildiğine göre bu aşamada bono bedellerinden sorumluluğu bulunmayan davalı bankadan tahsile kararı verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400,00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalı A. T.A.Ş.ye verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy