(6762 S. K. m. 11, 12, 13, 14, 17, 35) (507 S. K. m. 5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Selçuk Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.06.2004 tarih ve 2004/14 - 2004/148 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının sarraflık yaptığını, tescile davete rağmen işletmesini ticaret siciline tescil ettirmediğini, davalının TTK. nun 11/1, 12/1, 14/1 nci madde hükümlerine göre tacir olduğunu, 17 nci maddedeki esnaf kriterlerini taşımadığını ileri sürerek, davalının Selçuk Ticaret Sicili'ne tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin esnaf odasına kayıtlı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, 507 sayılı yasa hükümleri karşısında, önce komiteye başvuru gerektiği sonucuna varılarak, görevsizlik kararı verilmiştir.
Dava, davalının sahibi olduğu işletmenin ticaret siciline TTK. nun 35/2 nci madde hükmü uyarınca tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle, görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Oysa, 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkarlar Kanunu'nun 6 ncı maddesinin 4 ncü fıkrası, bu Kanun'a tabi odalar arasında veya bu odalarla 5590 sayılı Kanun'a tabi odalar arasında üye kayıt bakımından çıkan anlaşmazlıkların çözümü konusunda Komite kurulmasına ilişkin düzenleme içermektedir. Dava konusu uyuşmazlık, bu düzenlemede sayılan odalar arasında olmayıp, davacı Ticaret Sicil Memurluğu ile davalı gerçek kişi arasında doğmuştur ve davalının tacir olup olmadığının tespiti ile sonuca gidilmesini gerekli kılmaktadır.
TTK. nun 11 nci madde hükmüne göre, ticarethane veya fabrika (md.12), yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir. (md.14) Esnaf'ın tanımı 17 nci madde de yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır. Esnaf'ın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde, bu müessesinin de ticari işletme sayılacağı da 13 ncü maddede de hüküm altına alınmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticari işletmenin, ticaret siciline kayıtlı olmaması, diğer anlatımla esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez ve tacir olmamanın kesin bir kanıtı da değildir. Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez. Somut olayda, esnaf odasına kayıtlı olan davalının, 507 sayılı Kanun'un 5/son maddesine dayanan ve diğer odalara kaydedilemeyeceğine ilişkin savunmasının, dava konusu uyuşmazlık ile bir ilgisi bulunmamakta olup, yukarıda açıklandığı üzere bu savunma, bu Kanun'da sayılan odalar arasındaki üye kayıt bakımından çıkan anlaşmazlıklar çerçevesinde ele alınabilecek türden bir savunmadır.
Bu durumda, mahkemece, davalının hukuki durumunun, TTK. nun açıklanan yasal bu düzenlemeler uyarınca incelenmesi, davalının tacir olduğu sonucuna varan bilirkişinin raporunun değerlendirilmesi, uyuşmazlığın bu çerçevede karara bağlanması gerekirken, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy