(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.12.2004 tarih ve 2000/110-2004/764 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili Ankara 7. Ticaret Mahkemesi'nin 2000/110 Esas sayılı asıl davasında, müvekkilinin davalı kooperatifin yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde kooperatif işlerinin yürütülebilmesi için kooperatife 20.000.000.000.-TL borç para verdiğini, talep etmesine rağmen kooperatif tarafından borcun ödenmediğini, bu alacağın işlemiş 666.666.000.-TL faiziyle birlikte tahsili için başlatılan icra takibine davalı kooperatifin haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve %40 icra-inkar tazminatına, birleşen Ankara 2. Ticaret Mahkemesi'nin 2001/55 Esas sayılı davasında, davalı kooperatifin Gökhan Demirel'den aldığı borç karşılığında müvekkilinin kooperatif adına düzenleyip ve ciro ettiği senet nedeniyle aleyhinde yapılan icra takibi sonucu ödediği 6.800.000.000.-TL'nin işlemiş 5.000.000.000.-TL faiziyle birlikte tahsili için başlatılan icra takibine davalı kooperatifin haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve %40 icra-inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı kooperatif vekili, kooperatifin davacıya borcunun bulunmadığını, aksine davacının kooperatife borçlu olduğunu, genel kurul kararı doğrultusunda arsa borcunun ödenmesi için üye aidatları yeterli olmadığından borç para temin edilerek faize meydan vermeksizin borcun kapatılması konusunda davacıya yetki verildiğini, yönetim kurulu üyelerince imzalanan 20 adet kambiyo senedinin boş olarak kasadan sorumlu davacıya borç bulması için verildiğini, davacının bu senetleri kullanarak kooperatif adına borçlandığı paranın bir kısmını kooperatif kasasına koymadığını, bazı çek ve senetlerin hala davacı elinde bulunduğunu savunarak asıl ve birleşen davaların reddini istemiş, birleşen Ankara 7. Ticaret Mahkemesi'nin 2000/666 Esas sayılı davasında kooperatif yönetim kurulu başkanı olan Günay Kahraman'ın kooperatif adına Süleyman Özcan'dan senet karşılığı aldığı borç parayı kooperatif hesabına geçirmediği, bu senet nedeniyle kooperatif aleyhine yapılan icra takibi sonucu kooperatifin 9.751.000.000.-TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, bu nedenle kooperatifi zarara uğrattığını ileri sürerek bu meblağın faiziyle birlikte anılan davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, davacının asıl davada kooperatife verdiği borç nedeniyle birikmiş aidat borçlarının mahsubuyla 6.224.927.015.-TL asıl alacak ve 160.313.188.-TL işlemiş faiz, birleşen davada kooperatif adına alınan borç nedeniyle ödemek zorunda kaldığı meblağdan aidat borçlarının mahsubu ile 3.928.914.000.-TL asıl alacak ve 2.113.199.804.-TL işlemiş faiz alacağı olduğu, icra takiplerinin bu miktarlar üzerinden devamı ve alacak miktarı yargılama sonunda belirlendiğinden icra-inkar tazminatı taleplerinin reddi gerektiği, kooperatif tarafından açılan sorumluluk davasında usuli eksiklikler tamamlanmadığından bu dosyanın tefrikine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı tarafından açılan asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne, kooperatif tarafından açılan birleşen davanın ayrılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı Günay Kahraman vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı tarafından açılan asıl ve birleşen davalardaki alacak karz ilişkisinden kaynaklandığından hesaplanabilir nitelikte ve likittir. Bu nedenle davacı tarafça talep edilen icra-inkar tazminatına da hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde bu taleplerin reddi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte belirtilen nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy