(6762 S. K. m. 1281)
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07.04.2005 tarih ve 2004/220-2005/110 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı sigortacıya kaskolu aracı, hasarlandığı halde davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek, 2.000.000.000.-TL'nin, ıslah dilekçesi ile de 3.891.000.000.-TL daha tazminatın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aracın rent a car olarak kullanıldığının belirlendiğini, bu halin poliçede açıkça teminat dışı tutulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, davacı şirketin ara sözleşmesinde yazılı faaliyet konularından birinin de, her türlü otomobil kiralamak ve kiraya vermek, bunun için yurtdışında rent a car büroları açmak olduğu, unvan değişikliği yapıldığı halde, anasözleşme değişikliği yapılmadığı, davalının poliçedeki koşulu özellikle koydurduğu, araç sürücüsünün davacıya ait olmaması karşısında, hangi nedenle aracı kullandığını davacının kanıtlaması gerektiği, tanıkları davacı şirketin rent a car işi yapmadığını bildirmiş iseler de, faaliyet sahası itibariyle bu iddianın geçerli görülmediği, sürücünün davacı tanığı olarak gösterilmemesinin de dikkat çekici olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Poliçe de, aracın, rent a car amacı ile kullanılması esnasındaki hasarlar teminat dışı tutulmuştur.
Uyuşmazlık, davacının aracı rent a car olarak kullanıp kullanmadığı noktasında toplanmıştır.
Mahkemece yazılı gerekçelerle, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davacı şirketin anasözleşmesinde yazılı faaliyet konularından biri, rent a car faaliyetinde bulunmak ise de, aracın somut olayda böyle bir faaliyet sırasında hasarlandığının varsayılması doğru görülemez. İlke olarak, hasarın teminat dışı kaldığını kanıt yükü, TTK.nun 1281 inci maddesi uyarınca davalı sigortacı üzerindedir. Bu itibarla, kanıt yükünün ters çevrilerek davacıya yüklenmesi doğru olmamıştır. Kaldı ki, davacı tanıkları da, davacı şirketin rent a car işi yapmadığını bildirmiş olup, mahkemece de tanık beyanlarının bu yönde olduğu kabul edilmiş ise de, şirketin faaliyet sahası itibariyle tanık beyanlarına itibar edilmemiştir. Diğer yandan, sürücünün davacı tanığı olarak gösterilmemesinin de davacı aleyhine yorumlanmasının da hukuki bir dayanağı bulunmamaktadır.
Bu durumda, mahkemece, teminat dışı halin varlığını davalının kanıtlayamadığının kabulü ile davanın miktar bakımından esasına girilmesi sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy