(1163 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.05.2005 tarih ve 2004/396-2005/485 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı kooperatifin ortağı iken ortaklıktan ihraç edildiğini, aidat borçlarını ödemediğinin doğru olduğunu fakat kooperatife yaptığı ödemelerin karşılıklı mahsubunun yapılmadığını, yönetim kurulunun ihraç kararı verme yetkisinin de bulunmadığını, bu yetkinin genel kurula ait olduğunu, 9.5.2004 tarihinde yapılan genel kurula ise alınmadığını, kendisinin ve aynı şekilde ortaklıktan ihraç edilen 15-16 ortağın yerine ortak alınmasına rağmen, genel kurulda ihraç edilenlere ödenmesi gereken bedellerin 3 yıl sonra ödenmesine karar verilmesinin haksız olduğunu ileri sürerek, davalı kooperatifin 9.5.2004 tarihli genel kurul kararlarının iptaline, mahkemece ortaklığın son bulduğuna karar verilir ise genel kurulun bu güne kadar ödediği aidat bedellerinin iadesi konusunda almış olduğu 3 yıl sonra ödemeye ilişkin hukuka ve iyiniyete aykırı kararın iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından verilen ihraç kararının usulüne uygun olduğunu, kooperatif ortaklığından sayı olarak ayrılmaların fazla olması nedeniyle erteleme kararının alındığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara göre, ihraç kararının ve genel kurul kararının iptali istemlerinin reddine, 5.414.669.173.TL. sının dava tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve son celsedeki davacı vekilinin beyanına göre dava tarihinden itibaren faize karar verilmesinde usulsüzlük bulunmadığından davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy