(6762 S. K. m. 57, 58) (556 S. KHK. m. 6, 7, 8)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sakarya Asliye 3.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 31.03.2005 tarih ve 2002/250-2005/101 sayılı kararın Yargıtay incelenmesi duruşmalı olarak taraflar vekillerince ayrı ayrı istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.01.2007 gününde davalı avukatı N. Taner Ç. gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar A. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Adapazarı'nda müvekkili gibi Meşhur Kazımpaşa Köftesi ibareli 40 civarında işyeri bulunmasına karşın anılan ibareyi haksız olarak marka tescil başvurusuna konu eden davalının müvekkili şirketi ve ortağı Şeref D.'ı kötüleyici yayınlar yaptığını, esasen anılan ibarenin 556 sayılı KHK.'nin 7/c maddesince marka olamayacağını ileri sürerek, bu hususun tespitini ve 5 milyar TL maddi, 30 milyar TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, daha sonra ıslah yolu ile di davalının tescilli Meşhur Kazımpaşa Köftesi markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, eda davası açılması mümkün iken açılan tespit davasının dinlenilemeyeceğini, müvekkilinin 1981 yılından beri davaya konu ibareyi marka ve ticaret unvanı olarak kullandığını, davacı şirket yetkilisi Şeref D.'ın yıllarca müvekkilinin yanında çalıştıktan sonra ayrılarak aynı isimli işyerini açtığını, markadaki Kazımpaşa ibaresinin coğrafi kaynak belirtmediğini köftesi sözcüğünün ise yardımcı unsur olduğunu, müvekkilinin şikayeti üzerine resmi mercilerce davacı hakkında yapılan işlemlerle ilgili gazete yayınlarından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını savunmuştur.
Mahkemece, delil tespit ve ilgili ceza davası dosyalarına, marka tescil belgelerine, tanık anlatımlarına ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı şirket yetkilisi Şeref D.'ın açılan ceza davasında beraat ettiği, 556 sayılı KHK.'nin 7/1-c maddesi hükmüne aykırı olarak tescil edilen davalı markasının ayırt edici özelliğinin bulunmadığı, İstanbul ve Adapazarı'nda çok sayıda işletmece kullanıldığı, aynı KHK.'nin 42/1-a maddesinde belirtilen koşulların bulunduğu, maddi zarar iddiasının ispatlanamadığı, ancak gazetelerde ve yasal TV'de sahteciler kapatıldı, taklitçilerle savaş başlıklı yayınlarla davacı tarafın ticari itibarının zedelenmesi nedeniyle davacı Şeref D. için 3, davacı şirket için 2 milyar TL manevi tazminat takdirinin yerinde olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, taraflar vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm ve davalının yerel basın organları aracılığıyla yaptığı isnatların TTK. nun 57/2. maddesi anlamında haksız rekabet oluşturması nedeniyle aynı yasanın 58/1-d bendi uyarınca manevi tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Davada ıslah suretiyle, davalı adına tescil edildiği belirtilen Meşhur Kazımpaşa Köftesi markasının hükümsüzlüğü talep edilmiştir.
Mahkemece benimsenen 05.10.2004 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, Kazımpaşa Köftesinin bir coğrafi işaret olarak kabulü için gerekli koşulların belirtilmediği, söz konusu ibarenin ayırt edici niteliğe haiz olduğu ve ilk olarak bu ibareyi kullanmış olan dava dışı bir kişinin başvurması halinde adına marka olarak tescil ettirebileceği halde böyle bir tescil başvurusunun yapılmaması sonucunda, aynı ibarenin birden çok kişi tarafından kullanılarak aradan geçen zaman sürecinde marka olarak ayırt edici niteliğini yitirdiği ve artık, köfte ürününün cinsini belirten ve herkesin kullanımına açık anonim bir ibare haline geldiği, bu haliyle de, 556 sayılı KHK.'nin 7/1-c bendi yoluyla aynı KHK.'nin 42/1-a bendine göre hükümsüz kılınması gerektiği görüşü açıklanmıştır.
Ancak, yukarıda açıklanan bilirkişi raporundaki dava konusu Kazımpaşa Köftesi ibaresinin coğrafi işaret oluşturduğu iddiasının kanıtlanamadığına dair görüş isabetli ise de, söz konusu rapor hükme esas alınacak kadar yeterli değerlendirmeleri içermemektedir.
Çünkü, dava dışı bir kişi tarafından ilk kez 1967 yılında oluşturulup tescilsiz bir şekilde kullanılan ve marka olarak ayırt edici niteliğe haiz Kazımpaşa Köftesi ibaresinin, zamanla üzerinde kullanıldığı mal ve hizmetler için yaygın bir ad (anonim) haline geldiğinin kabulü için, sadece, aynı işkolunda faaliyet gösteren bir çok kişi tarafından tanıtıcı işaret olarak kullanılması yeterli değildir. Bir ibarenin, açıklandığı şekilde mal ve/veya hizmetler üzerinde tescilsiz olarak kullanılırken, zamanla, cins belirten işaret haline dönüşebilmesi için; 556 sayılı KHK.'nin 7/1- c bendine göre, münhasıran kullanıldığı mal veya hizmetin karakteristik özelliği haline gelmesi, ilgili sektörde ve tüketiciler nezdinde de bu ad ile özdeşlemiş bir şekilde algılanması gereklidir. Oysa, hükme esas alınan bilirkişi raporu bu yönde bir değerlendirmeyi içermemektedir.
Ayrıca, dava konusu Meşhur Kazımpaşa Köftesi markasına ilişkin olarak TPE Bülteni'nde yayımlanan ilanda, davalı tarafından yapılan marka başvurusunun kapsadığı ve Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in 29. ve 42. sınıflarındaki mal ve hizmetlerden; 29. sınıf malların tamamen ve 42. sınıf hizmetlerin de kısmen Enstitü tarafından reddedildiği, başvurunun sadece 42. sınıftaki yiyecek içecek sağlanması hizmetlerine ilişkin alt grup bakımından kabul edildiği anlaşılmakla birlikte, mahkemece kesinleşen marka tescil belgesi getirtilmemiş, dava konusu markanın tescilli olduğu hizmet sınıfına göre cins adı haline gelip gelmediği de karar yerinde tartışılmaksızın hükümsüzlük kararı verilmiştir.
O halde, öncelikle dava konusu marka tescil belgesinin getirtilmesi ve kapsadığı hizmetler bakımından Kazımpaşa Köftesi ibaresinin cins belirten bir tanımlayıcı işaret haline gelip gelmediğinin belirlenmesi gerekmektedir. Şayet, uyuşmazlık konusu ibarenin cins belirten işaret haline geldiğinin kabulü mümkün olmadığı taktirde ise, markayı ilk kez oluşturup kullanan kişi tarafından 556 sayılı KHK.'nin 8/3. maddesine göre öncelikli kullanıma dayalı bir üstün hak iddiasında bulunulmadığının ve aynı KHK.'nin 6. maddesi uyarınca da, marka tescilinde öncelik ilkesine göre davalının TPE'ne ilk başvuran kişi olarak tescil yoluyla marka hakkını elde edebileceği hususunun göz önüne alınması suretiyle bir sonuca varılması gerektiği halde eksik inceleme ile markanın hükümsüzlüğüne kararı verilmesi isabetsiz olup, kararın bu bakımdan davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle davacının tüm ve davalının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 500.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy