(2004 S. K. m. 67) (1163 S. K. m. 23) (818 S. K. m. 84)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 4.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.04.2005 tarih ve 2003/607 - 2005/216 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.04.2007 gününde davacı avukatı Tunga Akarca ile davalı avukatı Nilgün Dağgeçen gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların müştereken müvekkili kooperatife ortak olduğunu, davalıların birikmiş aidat ve faiz borcunu ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra-inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davaya konu icra takibinde borcun sebebinin 16.03.2003 tarihli genel kurul kararı gereğince ödenmesi gereken aidatların gösterildiğini, 16.03.2003 tarihli genel kurulda faiz konusunda bir karar alınmadığını, icra takibinde borç dökümünün gösterilmediğini, icra takibinin kötü niyetle yapıldığını savunarak, davanın reddi ile %40 kötü niyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre takip tarihi itibariyle davacı kooperatifin aidat, şerefiye, kredi masrafları ve faizden oluşan toplam 12.169.754.000. TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, davalıların icra takibine yaptığı itirazlarının iptaline, takibin aynen devamına, asıl alacak için takip tarihinden itibaren %120 oranında faiz uygulanabileceğine, %40 oranında hesaplanan 3.900.000.000. TL icra-inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, davalı ortaktan olan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
BK.nun 84 üncü maddesi hükmüne göre, faiz ve masrafları ödemede geciken borçlunun yaptığı kısmi ödeme, alacaklı tarafından öncelikle faize mahsup edilebilir. Bu ilke, aksi yönde bir genel kurul kararı açıkça alınmadıkça veya davalı kooperatifte aksi yönde bir uygulama bulunmadıkça, kooperatif alacaklarında da uygulanır. Başka bir değişle, davacı kooperatif genel kurullarında BK.nun 84 üncü maddesi gereğince, kısmi ödemelerin öncelikle asıl alacaktan mahsup edileceği yönünde karar alınmadıkça yada kooperatifin diğer ortaklara karşı bu yönde bir uygulama yaptığı sabit olmadıkça, davalı ortağın kısmi ödemelerinin, öncelikle faiz borcundan mahsubu gerekmektedir.
Davalılar vekili, davacı kooperatifin ortaklar arasındaki eşitlik kuralına aykırı davrandığını savunmuştur. Kooperatifler Kanunu'nun 23 üncü maddesi gereğince tüm hak borçlarda eşit olan kooperatif ortakları arasında davacı kooperatif tarafından nasıl uygulama yapıldığı, diğer ortakların kısmi ödemelerinin öncelikle faiz borcundan mı, yoksa asıl borçlarından mı mahsup edildiği bilirkişi marifetiyle incelenmek suretiyle, davalı ortakların ne kadar borcu olduğunun tespiti gerekirken, bu konuda kooperatif kayıtları üzerinde bir inceleme yapılmadan, davalıların kısmi ödemelerinin öncelikle faiz borcundan mahsubu doğru değildir.
2- Davaya konu olan ve 02.09.2003 tarihinde başlatılan icra takibinde takibin dayanağı olarak 16.03.2003 tarihli olağan genel kurul kararı gereğince ödenmesi gereken kooperatif aidat borçları gösterilmiştir. 16.03.2003 tarihli olağan genel kurul toplantısında, gündemin 14 ve 15 nci maddeleri birlikte görüşülmüş ve Aidat+Şerefiye borçları olanların Nisan ayından itibaren 4 eşit taksitte ödenmesi, Eylül ayından itibaren aidatların 100.000.000. TL olmasına karar verilmiştir. Alınan bu karar karşısında, davacı kooperatifin, takip tarihine kadar muaccel olmuş aidat ve şerefiye farkı alacağı ve bunların fer'isini talep etmesi mümkün bulunmaktadır. Davalı taraftın ödemesi gereken şerefiye farkının miktarında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, bu borcun geç ödenmesi halinde temerrüt faizi istenip istenmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Genel kurulda karar altına alınmayan bir ödeme yükümlülüğü kural olarak yönetim kurlunca da talep edilemez. Bu husus tip ana sözleşmelerin Genel Kurulun görev ve yetkilerini tayin eden 23 üncü maddesinde ve Ortaklık Payı Dışındaki Ödemeler başlıklı 21 nci maddesinde açıkta belirtilmiştir. Bu nedenle genel kurulca karar altına alınmayan gecikme zammı oranının şerefiye bedeline uygulanması mümkün bulunmamaktadır.
28.10.2000 tarihli genel kurulda, şerefiye farklarının Mayıs 2000 tarihinden başlayarak 6 eşit taksitte ödenmesi, ödemeleri geciktirenlerden aylık %6 gecikme faizi alınmasına karar verilmiştir. Ancak daha sonra yapılan 30.06.2001 tarihli genel kurulda, şerefiye bedellerinin 2001 Temmuz ayından başlayarak 6 eşit taksitte ödenmesi; 24.03.2002 tarihli genel kurulda tüm borçların 6 eşit taksitte ödenmesi, 16.03.2003 tarihli genel kurulda da aidat ve şerefiye bedellerinin 6 eşit taksitte ödenmesine karar verilmiş, ancak, bahsi geçen son üç genel kurulda ortaklara yeni taksit imkanı anınmış olmasına rağmen, önceki taksitlendirmelere uygun ödeme yapmayanlar hakkında nasıl uygulama yapılacağı konusunda bir karar alınmamıştır. Mahkemece, dava konusu icra takibine dayanak alınan 16.03.2003 tarihli genel kurul kararından önceki genel kurullarda şerefiye farklarının taksitlendirilmesine dair alınan kararlara uygun ödeme yapmayan ortaklara tanınan her yeni taksit imkanları gözetilerek, bir sonraki genel kurulda verilen süre ile önceki dönem temerrüt faiz alacağından davacı kooperatifin vazgeçmiş sayılıp sayılmayacağının değerlendirilmesi gerekirken, bu konunun gerekçeli kararda tartışılmamış olması ve şerefiye farkları için öngörülen aylık %6 faiz oranının artırılmasına dair karar olmadığı halde Nisan 2003-Temmuz 2003 tarihleri arasında aylık %10 faiz yürütülmesi doğru görülmemiştir.
3- Öte yandan; 11.04.1999 tarihli genel kurulda görüşülen, gündemin 9 uncu maddesi gereğince 1999 Aralık ile 2000 yılı Ocak, Şubat, Mart ayları aidatının 300.000.000. TL yerine 375.000.000. TL olarak esas alınması; 07.05.2000 tarihli genel kurulun 9 uncu maddesi gereğince Nisan 2000 tarihinden başlayarak kredi işlemleri tamamlanıncaya kadar 500.000.000. TL aidat ve 40.000.000. TL genel gider payı alınmasına karar verilmesi karşısında, 500.000.000. TL aidat ödemesinin sona ereceği kredi işlemlerinin hangi tarihte sona erdiğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmeden, Kasım 2000 tarihine kadar aylık 500.000.000. TL aidat üzerinden hesap yapılması şeklindeki hükme esas alınan 07.10.2004 tarihli bilirkişi raporuna karşı davalılar vekilinin itirazlarının değerlendirilmemesi doğru değildir.
Ayrıca, 07.05.2000 tarihli genel kurul tutanağında aylık faiz oranın %6 olması kararlaştırılmış olup, Mayıs 2000-Ekim 2000 tarihleri arasında bu oranın aylık %10 uygulanmak suretiyle davalılardan fazla tahsilata neden olacak şekilde düzenlenen 07.10.2004 tarihli bilirkişi raporundaki hesap hatasının giderilmemesi de yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir edilen 500,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 16.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy