(818 S. K. m. 55)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 24. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.04.2005 tarih ve 2003/803-2005/128 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.01.2007 gününde davacı avukatı Tarık A. ile davalı avukatı Latife Y. geldi, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe A. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete şifahi olarak kiralandığını, aracın davalı şirket emrinde çalıştığı sırada 25.06.1999 tarihinde ölümlü ve yaralamalı trafik kazasına neden olduğunu, kaza nedeniyle müvekkili ile davalı kiracı aleyhinde açılan davada hükmedilen miktarın müvekkili ile davalı kiracıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini, aracın malikinin müvekkili şirket olsa bile, 3.kişilere verilen zarardan işleten sıfatı ile davalı kiracının sorumlu olduğunu ileri sürerek ıslah dilekçesi ile birlikte müvekkilince zarar gören 3. kişilere ödenen 32.328.962.552 TL.nın 23.01.2003 ödeme tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kaza yapan araç sürücüsü İsmail Ş.'in müvekkili elemanı olmadığını, davacının kiraya veren olduğunu kabul etmesi karşısında, taraflar arasındaki 20.06.1999 tarihli kira sözleşmesinin 10. maddesi gereğince sorumluluğun davacıda olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, Polatlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/224 Esas numaralı dava dosyasında kesinleşen karar ile, kazaya karışan aracın kaza tarihinde kiralama suretiyle davalı şirketin fiili kullanımında olduğu, sürücünün yine davalı şirketin elemanı olduğu ve trafik kazasının da davalı şirketin işyerinde meydana geldiğinin geçerlilik kazandığı, davalı şirketin işleten olup, araç maliki davacı bakımından olay ve zarar yönünden illiyet bağının kesildiği, araç maliki kiralayan davacının ödediği miktarı kiracı işleten davalıdan talep hakkı bulunduğu gerekçesiyle, 32.328.962.552.TL.nın (32.328.96 YTL.nın) 21.03.2003 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, mülkiyeti davacıya ait olan ve davalıya kiralanan aracın sürücüsünün kusurlu sevk ve idaresi sonrası dava dışı üçüncü kişiye verilen zararın rücuen tazminini istemiştir.
Davalı vekili, kazayı yapan araç sürücüsünün, aracı kiraya veren davacının elemanı olup, sürücünün kusurundan dolayı meydana gelen trafik kazasından doğan zararın müvekkilinden istenemeyeceğini savunmuştur.
Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi hükmüne göre, başkalarını istihdam eden kimse, hizmetin ifası sırasında mahiyetinde istihdam ettiği kimselerin verdiği zararlardan sorumludur. Dava konusu olayda da, üçüncü kişiye verilen zarardan, zararın meydana gelmesinde kusurlu olan sürücü İsmail Şahin'i istihdam eden kişi sorumlu olacaktır.
Davacıya ait aracın davalı tarafa kiralandığı taraflar arasında tartışmasızdır. Ancak, davacı taraf bu konuda yazılı bir sözleşme sunmamıştır. Davalı taraf ise, dava konusu kazaya karışan aracın sürücüsü ile davalı arasında imzalanmış bir kira sözleşmesini ibraz etmiştir. Davacı vekili, bu sözleşmenin davacı şirketin yetkilisi tarafından imzalanmadığı gerekçesiyle sözleşmeyi ve içerdiği hükümleri kabul etmemiştir.
Bu durumda mahkemece, dava konusu trafik kazasına karışan aracın sürücüsü olan İsmail Şahin'in kim tarafından istihdam edildiği, çalışması sırasında sürücüyü yönlendirenin kim olduğu, aracın fiili hakimiyetinin davalı tarafa tamamen terk edilip edilmediği konusunda sürücü İsmail Şahin'in SSK kayıtları da celbedilmek ve gerektiğinde tarafların defter ve kayıtları üzerinde de inceleme yapılmak suretiyle, zarardan kimin sorumlu olacağının araştırılması gerekirken, bu konuda bir araştırma yapılmadan, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 500.00 YTL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy