(818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.07.2004 tarih ve 2003/885 - 2004/425 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İhsan Akgül tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında yapılan protokole göre, davalı nezdinde çalışan bir kısım işçilerin müvekkiline nakledildiğini, nakledilen işçilerden Hikmet Güney'in iş akdinin feshedilmesi nedeniyle bu kişiye kıdem ve ihbar tazminatı ödendiğini, bu tazminatların davalı nezdinde çalışılan süreye karşılık gelen kısmın protokolün 6. maddesi gereği davalı tarafından ödeneceğinin taraflarca kararlaştırıldığı halde davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, tazminatın ihbar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka kredi faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında yapılan protokolün İş Kanunu'nun 14 üncü maddesinin 4 üncü fıkrasına aykırı düzenleme içerdiğini, bu nedenle yok hükmünde olduğunu, ihbar tazminatından müvekkilinin sorumlu olmadığını, kıdem tazminatının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve alınan bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulü ile 23.069.398.374.-TL'nin ihbar tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Temerrüt faizine ilişkin olarak, taraflar arasındaki Protokolün 6 ncı maddesinde, ilgili tarafın göndereceği ihbar yazısında belirtilen süreden itibaren temerrüt faizi uygulanacağı belirtildiği halde, kararın gerekçesine böyle bir ihbarın gönderilip gönderilmediğinin belirlenemediğinin belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında gerekçe ile çelişki oluşturacak biçimde, belirlenememiş olan, ihbarın tebliğ tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
3- Öte yandan, temerrüt faizi olarak, tür ya da oran belirtilmeksizin, en yüksek faiz şeklinde, infazda tereddüt oluşturacak biçimde hüküm kurulması da doğru olmamış, açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy