(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.09.2004 tarih ve 2002/416-2004/903 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 1993 yılında davalılardan kooperatife ortak olduğunu ve yaptığı ödemeler nedeniyle F Blok 11. Kat kuzey doğu yönlü dairenin verileceği taahhüdüne rağmen, diğer davalıya teslim edildiğini, genel kurul çağrı cetvellerinde müvekkilinin adının yer almadığını ileri sürerek, dairenin müvekkile ait olduğunun ve üye olduğunun tesbitini talep ve dava etmiştir.
Davalı Mehmet vekili, müvekkilinin değil, eşinin ortak olduğunu, davacıya başka daire verildiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, Dairemizce eksik inceleme gerekçesiyle davacı yararına bozulmuş, bozmaya uyulmuş, benimsenen bilirkişi kurulu raporuna göre, davalılardan Mehmet'in daha önce üye olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı kooperatif üyeliğinin tespiti istemi ile F Blok 44 no'lu konutun davacıya aidiyetinin tespiti ve teslimi istemine ilişkindir.
Bozma ilamının 1 no'lu bendinde, davacının üyelik tespitine ilişkin ilk isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği bildirilmiş olup, mahkemece bozma ilamına uyulduğuna ve davacı lehine usuli kazanılmış hak doğduğuna göre bu istemin de reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
2- Diğer isteme ilişkin 2 no'lu bozma nedenini araştıran mahkemece Adana Ticaret Odası'ndan celbedilen genel kurul kararları, bozma ilamında getirtilmesi istenilen tüm genel kurul kararları olmayıp, bozmanın bu gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'ndan tüm genel kurul kararları celbedilerek incelenmesi, dava konusu dairenin tahsisine ilişkin bir karar bulunup bulunmadığının tespit bakımından gerekli olup, kur'a çekilip çekilmediğinin de üzerinde durulması sonrasında, tahsise ilişkin bir kanıta ulaşılamaması halinde davacının 10.05.1993 tarihinde, davalılardan Mehmet'ten önce bu daireye ilişkin yatırdığı ilk paraya ilişkin makbuz nedeniyle davacının önce ve üstün hak sahibi olduğu sonucuna varılması gereklidir. Davalılardan Mehmet'in su aboneliğinin önceliği ve aidat ödemelerinin fazlalığı tek başına, öncelik tespitine esas alınamaz.
Bu durumda, mahkemece, yazılı gerekçelerle ikinci istemin de reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davalılardan Mehmet vekilinin, müvekkilinin değil, onun eşi Gülsüm'ün ortaklığı nedeniyle dava konusu dairenin bu eşe kur'a ile tahsis edildiği savunması üzerinde durulmaması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy