(6762 S. K. m. 57, 58, 62)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 4.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.01.2005 tarih ve 2003/214-2005/16 sayılı kararın Yargıtay incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 27.03.2007 gününde davacı avukatı Selahattin Seymen ile davalı avukatı Metin Ünal gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, İzmit Mahalli Çevre Kurulu'nun 10.10.1996 tarihli kararı ile taş ocaklarının çevre kirliliği yaratmaları, yer seçimlerinin uygun olmaması gibi nedenlerle tüm İzmir halkının ortak kullanımına haiz rekreasyon alanı olarak kazandırılması amacıyla, bu alanların rehabilitasyon projesinin Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nca yapılmasına karar verdiğini, aynı kurulun 18.01.1996 tarihli kararı ile de Belkahve mevkiinde faaliyet gösteren taş ve mıcır ocaklarının kapatılmasına karar verdiğini, İzmir Büyükşehir Belediye Encümeni'nin 11.06.1996 günlü kararı ile davalı şirketin faaliyeti ve konkasör makinasının 27.06.1996 tarihinde kapatılarak, mühürlendiğini, davalı şirketin halen faaliyette bulunduğu yerin 2.derece Askeri Yasak Bölge olduğunu, bu idari karar ve işlemlere rağmen davalı şirketin sahayı terk etmeyerek mühürü de fek ederek faaliyette bulunduğunu, yasalara uygun davranan davacının ise mücavir alan dışına taşınarak, mesafeden kaynaklanan pek çok harcama yapmak zorunda kaldığını, davalı şirketin halen şehir sınırlarında kalarak mesafeden kaynaklanan taşımada avantajlı durumda olduğunu, bu durumun TTK.nun 57/10. maddesi gereğince haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, davalı eyleminin haksız rekabet olduğunun tespit ve men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dolamit madeni üretim yetkisi olan davacının kalker madeni üretimi ile faaliyette bulunan müvekkilinin farklı sahalarda üretim işi ile ilgilendiğini, bu nedenle davacının dava hakkı olmadığını, müvekkilinin muhatap olduğu haksız ve olumsuz işlemlerin gerek idari aşamalardaki işlemlerle gerekse idari yargı kararları ile tek tek ortadan kaldırıldığını, haksız rekabetin söz konusu olmadığını, ayrıca TTK.nun 62. maddesinde yazılı 1 yıllık zamanaşımı süresinde davanın açılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının 1996 yılından beri ocaktan kaçak olarak kalker üretimi yaptığı, davanın ise TTK.nun 62. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığı, kaldı ki, ekonomik faaliyetin yürütüldüğü alanlardaki her türlü kural ihlalinin TTK.nun 57/10. maddesine göre haksız rekabet sayılmayacağı, davalının rekabet hakkını kötüye kullandığını gösteren davranışlarının bulunmadığı, davalının GSM ruhsatının iptaline ilişkin işlemlerin hukuka aykırı olduğu davacının haksız rekabet iddiasına dayanak teşkil eden hallerin sonradan ortadan kalktığı, davacının bir zararının da olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, TTK.nun 57/10. maddesi gereğince haksız rekabetin tespit ve men'i istemidir.
Davacı vekili, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Belkahve mevkiinde bulunan taş ve mıcır ocaklarının kapatılmasına karar verildiği halde, davalı tarafın ruhsatı iptal edilen ve GSM ruhsatı bulunmayan ocakta faaliyetine devam ettiğini iddia etmiştir. TTK.nun 62. maddesi hükmüne göre, aynı Yasa'nın 58. maddesinde yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her halde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Ancak, dava konusu olayda olduğu gibi, temadi eden haksız rekabetlerde bu zamanaşımı her gün yeniden işlemeye başlar. Mahkemece, dava konusu ocakta davalının en son hangi tarihte üretim yaptığı gözetilerek, buna göre davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın zamanaşımına uğradığının kabulü doğru görülmemiştir.
2- Davacı vekili, taş ocaklarının çevre kirliliği yaratmaları, yer seçimlerinin uygun olmaması ve şehrin gelişim aksı içinde yer alması, konut alanlarının içinde kalmaları ve Büyükşehir Belediyesince ruhsatlandırılmasının mümkün olmaması nedenleri ile İzmir Mahalli Çevre Kurulu kararı gereğince taş ve mıcır ocaklarının kapatılmasına karar verildiğini, davalı tarafın bu ve diğer kararlara aykırı davranarak, ruhsatı iptal edilen, GSM ruhsatı bulunmayan önceki ocakta faaliyetini sürdürdüğünü iddia etmiştir. Davacı taraf, davalı ile aynı alanda faaliyet gösterdiklerini iddia etmesine karşın, davalı vekili tüm verdiği dilekçelerde, davacı ile davalının farklı alanlarda faaliyette bulunduğunu, davacının sadece dolamit madeni üretebileceğini, taş ve mıcır üretemeyeceğini; davalının ruhsat ve buna bağlı üretim yetkisinin ise kalker madeni ile ilgili olduğunu savunmuştur.
Hüsnüniyet kaidelerine aykırı olan ve dolayısıyla haksız rekabet teşkil eden eylemler, TTK.nun 57. maddesinde sayılmıştır. Maddenin 10 numaralı bendinde, rakipler hakkında da cari olan kanun, nizamname, mukavele yahut mesleki veya mahalli adetlerle tayin edilmiş bulunan iş hayatı şartlarına riayet etmemek de haksız rekabet olarak kabul edilmiştir. Davalı eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği iddiasında bulunulabilmesi için, davacı ve davalının rakip firmalar olması, başka bir değişle aynı alanda faaliyette bulunması gerekmektedir. Bunun için de, tarafların üretim yaptıkları ürünlerin aynı olup olmadığının tespiti gerekir. Mahkemece bilirkişi rapor alınmış ise de, raporu düzenleyenler arasında, tarafların ürettikleri madenin aynı sayılıp sayılmayacağını tespit konusunda uzman olmadıkları anlaşılmaktadır. Mahkemece, Maden Kanunu ve bu kanunda yapılan değişiklikler de gözetilerek, davacının hangi madeni üretim konusunda yetkisi olduğu, davalı tarafından üretilen maden ile aynı sayılıp sayılamayacağı, buna göre tarafların rakip firma kabul edilip edilemeyeceği konusunda aralarında maden mühendisinin de bulunduğu heyetten denetime elverişli rapor alınması, tarafların aynı alanda faaliyet gösteren rakip firma olduğunun kabul edilmesi halinde, davalı tarafın ruhsatının iptal edildiği dönemde çalışıp çalışmadığı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı eyleminin haksız rekabet teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlere davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 500.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy