(6762 S. K. m. 20, 21)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sarayköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.11.2004 tarih ve 2001/87 - 2004/299 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı bankadan aldığı krediye ilişkin sözleşmenin, döviz kurundaki artış karşısında çekilmez hal aldığını ileri sürerek, uyarlanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen 05.07.2004 tarihli bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin, davalı bankadan aldığı geri ödemesi dövize endeksli taşıt kredisine ilişkin 29.07.2000 tarihli sözleşmenin uyarlanması istemine ilişkindir.
TTK. nun 21 inci maddesi hükmünde, bir tacirin borçlarının ticari olmasının asıl olduğu ve ancak gerçek kişi tacirlerin yaptığı işlemin ticari işletmesi ile ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya fiil ve işleminin ticari sayılması niteliği gereği uygun olmadığı halde, bu işlemlerden doğan borcun adi sayılacağı kabul edilmekle birlikte, tüzel kişi tacirler için bu durum söz konusu olmadığına göre, tüm işlemlerinin istinasız olarak ticari sayılması gerekir. Davaya konu edilen kredinin taşıt alımında kullanıldığı anlaşılmakta ve taraflar arasındaki sözleşme tüketici kredisi başlığını taşımakta ise de, davacı ticari şirket olup, davaya konu kredi ile alınan araç özel olsa bile şirket işlerinde kullanılacağından özel araç sayılamayacağı, dolayısıyla alınan kredinin tüketici kredisi olarak nitelendirilmemesi gerektiği açıktır. Bu itibarla, 4077 sayılı yasa hükümlerine göre davanın ele alınmaması doğru olmuştur.
Ne var ki, uyarlama istenebilmesi, sözleşme kurulduktan sonra ortaya çıkan ve taraflarca sözleşme kurulduğu anda öngörülmeyen objektif nitelikteki olağanüstü değişikliklerin varlığı halinde mümkündür. Ülkenin, özellikle 1994 yılından beri içinde olduğu ekonomik koşullar, dövizde meydana gelen artışlar, tüm ekonomik göstergeler değerlendirildiğinde, tacir olan davacının yabancı para karşılığı yaptığı sözleşmeden doğan edimini yerine getirip getirmeyeceğini önceden öngörmesi gerektiğinin kabulü gerekir. Davacının bu durumun sonuçlarını öngörmeyeceğinin kabulü, Türk Ticaret Kanunu'nun 20/2 nci maddesinin kendisine yüklediği basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü ile de bağdaşmadığından, uyarlama koşullarından olan öngörülmezlik, davada gerçekleşmemiştir.
O halde, mahkemece, uyarlama koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerekirken, aksi yöndeki bilirkişi raporuna dayalı yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy