(1086 S. K. m. 9, 17) (4721 S. K. m. 51) (2004 S. K. m. 50)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Fatih 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.06.2005 tarih ve 2004/461-2005/539 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının, müvekkili kooperatifler birliğinin üyesi olduğunu, üyelik aidatlarını ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile 4.881.780.000.-TL'nın faizi ile tahsiline, alacağın %40'ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aidat ile yükümlü olmadıklarını, işletme kooperatifine dönüştüklerinden birlik üyeliklerinin sona erdiğini savunarak davanın reddine, %40 icra-inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalının icra takibinde borcun esası yanında yetki itirazında da bulunduğu, davalının ikametgahının İstanbul Mahkemeleri ve icra dairelerinin yetki alanında kaldığı, İİK. 50. maddesi gereğince öncelikle yetki hususunun karara bağlanması gerektiği kanaatine varılarak davanın İİK. nun 50. maddesi ve HUMK. 9. maddesi gereğince meddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif aidat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, mahkemenin yetkili olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, HUMK. nun 9 ve İİK. nun 50.nci maddelerine göre takip yapılan icra dairesinin yetkili olmadığı sonucuna varılmış ise de, davanın açıklanan özelliği nazara alındığında davanın üye ile kooperatif arasındaki aidat ilişkisine yönelik olarak açıldığı anlaşılmaktadır.
HUMK. nun 17 nci maddesi gereğince tüzel kişi olan kooperatif ile üyeleri arasındaki davaların kooperatifin ikametgahı addolunan mahal mahkemesinde görülmesi gerekir. MK. nun 51 inci maddesine göre de tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir. Bu yetki kuralı, kamu düzenine ilişkin kesin yetki kuralı olup, mahkemece resen dikkate alınması gerekir.
Mahkemece, davanın kooperatif merkezinde açıldığı gözetilerek, yetki itirazının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy