(2918 S. K. m. 95)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.06.2005 tarih ve 2004/636-2005/409 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.01.2007 gününde davalı avukatı Cengiz Topel Ö. gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali O. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın dava dışı iki şahsa çarpması sonucunda davalı şirketin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı sıfatıyla ilgililere ödeme yaptığını, daha sonra sigortalı aracın işleteni olan müvekkilinden sürücünün olay yerini terk etmesini gerekçe göstererek ödediği tutar için rücu talebinde bulunduğunu, sigortacılık mevzuatını bilmeyen ve rücu hakkının koşullarının oluşup oluşmadığını irdelemeyen müvekkilinin diğer araçlarının da davalı şirkete sigortalı olması nedeniyle istenen tazminatı ödediğini, oysa, sigorta genel koşullarında davalı şirketin rücu hakkına dayanak gösterdiği olay yerini terk kavramının yer almadığını ileri sürerek, hataen ödenen 15.500.000.000.-TL.nin faizi ile birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, sigortalı aracın sürücüsünün iki kişiye çarptıktan sonra olay yerini terk ettiğini, alkol raporuna göre de kazanın alkol etkisi ile oluştuğunu, ayrıca poliçe genel koşulları gereğince, tazminatı doğuran olayın sigortalının yada eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasdi veya ağır kusuru sonucunda oluşması halinde sigortacının rücu hakkının mevcut olduğu gibi, Genel Koşulların 10 uncu maddesinin (b) ve (c) bentlerindeki sigortalı yükümlülüklerinin yerin getirilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar, derdest tazminat dava dosyası, ceza mahkemesi karar içeriği ve bilirkişi raporuna göre, davacıya ait araç sürüsünün kaza anında 0,57 promil alkollü olduğu, alkolün etkisi sonucunda sürücünün %100 kusuru ile rücuya esas zararın oluştuğu gibi Poliçe Genel Koşulları'nın 10 uncu maddesinde öngörülen sigortalı yükümlülüğünün yerine getirilmeyip olay yerinin terk edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalının, 3 üncü kişilere ödediği tazminatı kendi sigortalısından tahsil etmesi üzerine sigortalının, anılan tazminat için sigorta şirketinin rücu hakkı bulunmadığı iddiasına dayalı istirdat istemine ilişkindir.
Karayolları Trafik Kanunu'nun 95/2 nci maddesinde sigorta şirketinin kendi sigortalısına rücu edebilmesinin koşulları düzenlenmiş olup, bu şartlar poliçe eki olan haller genel koşulların 4. maddesinde de gösterilmiştir.
Davalı sigorta şirketi yanıt dilekçesinde rücu hakkının, sigortalı aracın sürücüsünün kaza yerini terk etmesine, kaza anında alkollü olmasına, sürücünün kastı ve ağır kusuruna ve genel koşulların 10 uncu maddesi gereğince sigortalının rizikodan sonra ki yükümlülüklerini yerine getirmemesine dayandırılmıştır.
Mahkemece, sürücünün kaza anında alkolü olması ve kazanın da alkolün etkisi ile oluştuğu gibi %100 kusurlu olması nedeniyle davalı sigorta şirketinin rücu hakkının bulunduğu kabul edilerek dava reddedilmiştir.
Kararın bu gerekçesi davalı sigorta şirketi tarafından temyiz edilmemiş olmakla davacının temyiz itirazları ile sınırlı olarak temyiz incelemesi yapılması gerektiğinden sigorta şirketinin rücu hakkının bulunup bulunmadığının poliçe genel koşullarının 4/a ve d maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacının sürücüsünün zararın oluşumunda kastının ya da ağır kusurunun varlığı dosya içeriğine göre kanıtlanmış değildir. Salt sürücünün %100 kusurlu olması rücu hakkı veren hallerden sayılmadığından mahkemece davanın reddine sürücünün %100 kusurlu olduğunun gerekçe gösterilmesi doğru değildir.
Sigorta poliçesinin 4/D maddesi hükmünce, kaza ve hasarın sürücünün alkolün etkisi altında bulunmasından ileri gelmiş olması halinde bu hasar teminat dışında sayılmıştır. Bu sebeple sürücünün aldığı alkolün oranı doğrudan doğruya sonuca etkili değildir. Dava konusu olayda mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu yetersiz olup olayın alkolün etkisi altında olup olmadığını tespit etmeye yeterli görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; nöroloji uzmanı doktor ve trafik uzmanı kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak, olayın meydana geliş şekli itibariyle bu kaza ve hasarın münhasıran sürücünün aldığı alkolün tesiri altında ileri gelip gelmediğini tesbit ettirmek ve sonucuna göre karar vermek gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna istinaden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA; davacı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy