(2918 S. K. m. 91) (6762 S. K. m. 1290)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.02.2005 tarih ve 2002/671 - 2005/82 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.01.2007 gününde davacı avukatı Arzu Tunay ile davalı avukatı Ceyda Gökdemir gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya kasko sigortalı olan müvekkiline ait araçta oluşan rizikonun tazmin edilmediğini ileri sürerek, 5 milyar TL tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, riziko sonrası yapılan araştırmada aracın başka sigorta şirketinden hurda haliyle alınarak müvekkiline sigorta ettirildiğinin öğrenildiğini savunmuştur.
Mahkemece, mübrez belgelere ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, davacının pert halde aldığı aracın hava yastıkları ve benzeri donanımı bulunmamasına karşın hasarsız ve tam donanımlı gösterilerek davalıya sigorta ettirildiğini doğru beyan yükümlülüğünün kasden ihlali nedeniyle riziko meydana gelse dahi sigortacının sözleşmeden cayma hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıya kasko sigortalı olan davacıya ait otomobilin 12.11.2001 tarihinde çalınmasından dört gün sonra uçuruma yuvarlandığı pert halde bulunduğu iddiasına dayalı sigorta tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Davalı sigorta vekili, riziko ihbarı sonrası yapılan araştırmada aracın daha önce başka bir sigorta şirketinden hurda olarak düşük bedelle satın alınıp müvekkili şirkete 14 milyar TL bedelle sigorta ettirildiğini, aracın piyasa değerinin 7 milyar TL olduğunu, tamircilik yapan davacının hurda araçları düşük bedelle alıp bu tür mizansenlerle haksız kazanç sağlamayı uğraş edindiğini savunmuştur.
Davacıya ait araç, davalı şirkete 21.08.2001-21.08.2002 vadeli poliçeyle ve 14 milyar TL bedelle sigorta ettirilmiştir.
Sigortalı araç, aynı poliçe süresi içerisinde 06.09.2001 tarihinde başka bir araçla çarpışmış, davalı sigortaca meydana gelen bu riziko nedeniyle davacı sigorta ettirene 11.10.2001 tarihinde 2.458.000.000 TL sigorta tazminatı ödemiştir. Davalı sigortacı sözü edilen bu rizikodan sonra davacının doğru beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını savunmamış, cayma hakkını kullanmamış, hatta dosyadaki belgelere göre ödenen tazminat nedeniyle zeyilname dahi düzenlenmemiştir.
Bu durum karşısında, davalının tazminat ret gerekçesi ve davadaki savunması sigortalı araç değerinin yüksek bildirildiği ve uyuşmazlığa konu riziko iddiasının kuşku uyandırıcı ve haksız kazanç sağlama amaçlı olduğundan ibaret iken, mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde uyuşmazlığın esasına girilerek ikinci riziko iddiasının gerçeklik ve geçerliliğinin araştırılarak sonucuna göre davalının sorumlu olup olmadığının, sorumlu ise miktarının saptanması gerekirken, sigorta konusu malın durumu ve niteliği hakkında gerçeğe uygun bildirim yapılmadığından bahisle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 500.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy